Kuyruk

“Bir gün bir civciv, bir kaplumbağa ile tanışmış. Tanışmalarından çok kısa bir süre sonra birbirlerinden çok hoşlanmaya başlamışlar. Kaplumbağa, civciv’i evinde yaşamaya davet etmiş. Civciv de büyük bir heyecanla, kabul etmiş. Beraberce kaplumbağa’nın kabuğunun içinde yaşamaya başlamışlar. Yuvarlak tavanlı kabuğun içine civciv sürekli cikcik dolanmaya başlamış. Bazen kaplumbağa dışarı çıkarmış, gittiği her yere kalbinde civcivi götürürmüş… Bazen de civciv dışarı çıkarmış, çıktığında da kaplumbağa’nın sırtında seyahat etmeyi severmiş, sevdiğinden de öyle yaparmış…” (t)
Okumaya devam et

“SOHN – Conrad”

Tecrid i Tercih

Yer Kayışdağı, İstanbul; yıl 2017. Mahallenin yokuş tepesinde bir apartman, apartmanın altı dükkan, adı: Özdemirler Gıda… Sınırlı sayıda ürünü az seçenekte bulabileceğiniz herhangi bir bakkal. Dükkanın makyajı yaz başında büyük bir ölçüde değişmiş olduğundan bakkalın amcalarının zamanen para kazanabiliyor olduklarını düşünüyorum. Önce ön cepheyi dev camlarla donattılar üstüne de ay sonrasında girişi doğal taşlar ile kaplattılar. Giriş taşlarının renkleri kahverengili beyazlı, her biri birbirinden farklı… Büyük olasılıkla malzeme çeşitliliği taş ustasının elinde kalan parçalara; terazisi bozukluğu ise döşeyen ustanın boş vaktine tekabül etmekte.
Okumaya devam et

Park ve Bahçeler müdürlüğü federasyonu?

Üç adet taze, biri kız ikisi erkek, parktaki çay bahçesinden bisikletlerine ilerliyorlar. Sadece kısa oğlanın dudağında yeni içmiş olduğu sütlü kakao’nun bıyığı durmakta. Bizzat dakikalar evvel nefes almadan lüplettiği ketçaplı patateslerin iki tanesinin T üstüne fırlamasını izledim. Üstünden yemesini izlerken ise kendi kendime gülümsedim…

Okumaya devam et

“The Brandt Brauer Frıck Ensemble – Pretend”

Ralph Waldo Emerson

“The voyage of the best ship is a zigzag line of a hundred tacks. See the line from a sufficient distance, and it straightens itself to the average tendency. Your genuine action will explain itself, and will explain your other genuine actions. Your conformity explains nothing. Act singly, and what you have already done singly will justify you now.”

Tercümesini aşağıdaki kadar yapabildim, afiyet olsun:

“En iyi geminin yolculuğu, yüzlerce birbirine çivilenmiş çizgiden oluşan bir zigzag’dır. Çizgiye yeterli bir uzaklıktan bakıldığında, kendini ortalama eğilime göre düzleştirir. Gerçek eylemlerin kendilerini ve diğer gerçek eylemlerini açıklar. Uyumun ise hiçbir şey anlatmaz. Adım adım /bağımsız ve de tekil davranın ve zaten teker teker yapmış olduklarının tümü şimdi seni haklı gösterecektir.”

Kırık Kanat Örücü

Mevsim bir ileri iki geri değişiyor, kış ile yaz aralığındaki herhangi bir baharda, ruhumu içinde sıkıştığım şehrime teslim ediyorum: Yağmur yağdığında gülümsüyorum, güneş açınca ağlıyorum. Hava durumu ile köşe kapmaca oynar gibi dursam da mekana, en çok da zamana seneler önce yenilmişim ve de aslında o vakitten beridir kendimi yiyorum…
Okumaya devam et

Folie à Deux

“İşitmek istemediğinde kulak vermek dinlemek olmuyor. Karşındakine zaman vermeden dinlemek de duymağa eşitlenmiyor… Yani ‘birine kulak vermek‘ ile ‘onu duymak’ arasında her daim büyük bir mesafe bulunuyor.”

Ses, ilk duyduğum anda rahatsız ediciydi. Metal kapaklı dikdörtgen çakmak art arda açılıp kapatılıyordu. Beş kişilik pazarlama ekibi olarak, kalitenin sesi Zippo’yu dinliyorduk. İç güdülerimin isyanı hayal gücümü tetiklediğinden olsa gerek: Oturduğum yerden masanın öbür ucuna zıpladığımı, müdürün elinden çakmağı kaptığımı ve de camdan dışarı fırlattığımı kafamda kuruyordum. Krema üstü vişne misali belki bir de suratına tükürüklü bir “Yeter lan!” cümlesini anırmayı hayal ediyordum. Bulunduğumuz katta açılabilen herhangi bir camın olmayışı, asabiyetimin iki yavru kedi gücüne denk oluşu ve de kabalıktan beslenen cesaretimin eksi üçe eşit olması hayalimle aramdaki engellerimdi.

Çling çlong… Çling çlong… 
Okumaya devam et

Aslı “gibi”dir

“Koş Asil koş…”

Asil, ünlü bir müzisyen olmak isteyen ve bir sürü seçkin grupla çalışan bir “roadie” idi. Roadie kelimesinin türkçesi yok ama karşılığı set/sahne görevlisi, enstrüman kurucu/depolayıcı gibi tamımların tümü olduğundan mesela, setsahçi idi diyebiliriz. Ya da Türk müzik camiasının kullanmayı pek sevdiği ama kökeninin yol olduğunu bilip bilmediği meçhul şekli ile ağızlarından çıkanı tekrarlayarak “Rodi” diyerek de devam edebiliriz.

Asil tüm gecelerini gündüzlerine karıştırarak az uyku ile yaşamaktaydı. Tüm zamanını, uykuları dahil müzik enstrümanları, sahne ve de sanatkarları ile geçirmekteydi. Kısaca hayali yaşamının tam ortasında, gencimiz ise uzanamadığı rüyasının etrafındaydı. İş gücüne ve de emeğine denk bir ücret almadığından annesi ile birlikte yaşamaya mecburdu. Ama zaten içine zar zor girdiği bir odaya da gocunmaya vakti yoktu.

Okumaya devam et

Müfit Özdeş

“Bilimkurgu, elmaya dışarıdan bakabilen elma kurdudur”
Virgül, Sayı 1, Ekim 1997