Oscar Wilde

“I can resist anything except temptation.”

(Ayartma dışında herşeye direnebilirim)

Başkasının Aynısı Bir Aşk

Sanıyordum ki: “Bir şeyi sadece bir kere görebilirsin.” İki kere görmek diye bir şey olamaz… Yanılmışım…

Çok yakın bir zaman önce, kendi hüzün çemberinde oturan, üstünde taşıdığı miğferinden dolayı da kayasından kalkamayan, korkak ve de güçsüz bir şövalye ile tanıştım. Yanına ilk vardığımda, beli bükük oturduğu kayadan ufuk sandığı yöne doğru bakmaktaydı. Sadece kendi kafasından geçenlerin ve de algıladıklarının gerçek olduğunu varsaydığı dünyası aslen bir boyut eksikti. Bu nedenle de gezegeni sonsuz alan ama sıfır hacime sahip bir düzlemden başkası değildi…

On aya yakın bir süreyi kayasının yanındaki toprak parçası üzerinde geçirdim. O süre zarfında da çemberine gelmiş insanlardan herhangi birini fark edebilmiş olduğuna emin değilim… Sadece kafasında kurduğu aynı günü, aynı yabancılarla ve tekrar tekrar yaşamaktan fazlasını yapamayan; elinden düşürdüğü ve yanında yatan kılıcı için sürekli ağlasa da eline almasını bir türlü beceremeyen, iç sıkıcı bir insandı… Ne yazık ki bu ve benzeri tipteki kişilere rastlamak benim için ilk değildi, muhtemelen de son olmayacaktı.
Okumaya devam et

“Yael Naim – Coward (Rone Remix)”

Kuyruk

“Bir gün bir civciv, bir kaplumbağa ile tanışmış. Tanışmalarından çok kısa bir süre sonra birbirlerinden çok hoşlanmaya başlamışlar. Kaplumbağa, civciv’i evinde yaşamaya davet etmiş. Civciv de büyük bir heyecanla, kabul etmiş. Beraberce kaplumbağa’nın kabuğunun içinde yaşamaya başlamışlar. Yuvarlak tavanlı kabuğun içine civciv sürekli cikcik dolanmaya başlamış. Bazen kaplumbağa dışarı çıkarmış, gittiği her yere kalbinde civcivi götürürmüş… Bazen de civciv dışarı çıkarmış, çıktığında da kaplumbağa’nın sırtında seyahat etmeyi severmiş, sevdiğinden de öyle yaparmış…” (t)
Okumaya devam et

“SOHN – Conrad”

Tecrid i Tercih

Yer Kayışdağı, İstanbul; yıl 2017. Mahallenin yokuş tepesinde bir apartman, apartmanın altı dükkan, adı: Özdemirler Gıda… Sınırlı sayıda ürünü az seçenekte bulabileceğiniz herhangi bir bakkal. Dükkanın makyajı yaz başında büyük bir ölçüde değişmiş olduğundan bakkalın amcalarının zamanen para kazanabiliyor olduklarını düşünüyorum. Önce ön cepheyi dev camlarla donattılar üstüne de ay sonrasında girişi doğal taşlar ile kaplattılar. Giriş taşlarının renkleri kahverengili beyazlı, her biri birbirinden farklı… Büyük olasılıkla malzeme çeşitliliği taş ustasının elinde kalan parçalara; terazisi bozukluğu ise döşeyen ustanın boş vaktine tekabül etmekte.
Okumaya devam et

Park ve Bahçeler müdürlüğü federasyonu?

Üç adet taze, biri kız ikisi erkek, parktaki çay bahçesinden bisikletlerine ilerliyorlar. Sadece kısa oğlanın dudağında yeni içmiş olduğu sütlü kakao’nun bıyığı durmakta. Bizzat dakikalar evvel nefes almadan lüplettiği ketçaplı patateslerin iki tanesinin T üstüne fırlamasını izledim. Üstünden yemesini izlerken ise kendi kendime gülümsedim…

Okumaya devam et

“The Brandt Brauer Frıck Ensemble – Pretend”

Ralph Waldo Emerson

“The voyage of the best ship is a zigzag line of a hundred tacks. See the line from a sufficient distance, and it straightens itself to the average tendency. Your genuine action will explain itself, and will explain your other genuine actions. Your conformity explains nothing. Act singly, and what you have already done singly will justify you now.”

Tercümesini aşağıdaki kadar yapabildim, afiyet olsun:

“En iyi geminin yolculuğu, yüzlerce birbirine çivilenmiş çizgiden oluşan bir zigzag’dır. Çizgiye yeterli bir uzaklıktan bakıldığında, kendini ortalama eğilime göre düzleştirir. Gerçek eylemlerin kendilerini ve diğer gerçek eylemlerini açıklar. Uyumun ise hiçbir şey anlatmaz. Adım adım /bağımsız ve de tekil davranın ve zaten teker teker yapmış olduklarının tümü şimdi seni haklı gösterecektir.”

Kırık Kanat Örücü

Mevsim bir ileri iki geri değişiyor, kış ile yaz aralığındaki herhangi bir baharda, ruhumu içinde sıkıştığım şehrime teslim ediyorum: Yağmur yağdığında gülümsüyorum, güneş açınca ağlıyorum. Hava durumu ile köşe kapmaca oynar gibi dursam da mekana, en çok da zamana seneler önce yenilmişim ve de aslında o vakitten beridir kendimi yiyorum…
Okumaya devam et