“DETROIT: Become Human, Hold On”

Oyun İstasyonu

2018 yılını başından sonuna seyahat ederek geçirdim. Gittiğim yerlerin beraberinde getirdiği hadiselerin peşindeydim… Skellige’nin sisli adalarından, Ka-Khem Nome’un kızgın güneş altındaki bereketli topraklarına ya da Winterhold’un soğuk ve karanlık zindanlarına yaptığım uzun yolculuğumda bir sürü kişi ile tanıştım. İnanır mısınız başımdan binlerce tuhaf olay geçti… Beni en endişelendiren beldeler, Quincy harabeleri ve Parıltılı Deniz civarlarıydı…

Okumaya devam et

İstenmeyen Misafir

En dramatik an, sabah saat iki sularıydı. Odada üç kişiydik. Birbirimizin suratına karışık sırada bakıyorduk ve şunu düşünüyordum: Bulunduğum ortamdaki en bilinçli varlık olsam da gündüz canlısı sınıfına dahil olduğumdan üstünlüğü en az olandım. Çok uykum vardı ve dev bedenim hareketlerimi geciktiriyordu. Tecrübesizliğim ise tahammül edilemez boyuttaydı. Gececilerin teki av, diğeri ise avcıydı. Onların dinamiği benden bağımsız hayli karşıtlıktı. Nasıl olduysa o geceyi sabaha bağlayan zaman aralığında 3 kişi ev arkadaşıydık. Hiçbirimizin adı evin tapusunda yazmıyordu. Siniri bozuk olanlar iki kişiydi. Mutlu olanlar ise yine iki kişiydi. Ben her zamanki garipliğimle: Tek başıma, kümelerin ikisine de dahildim.

Okumaya devam et

“ARCHIVE – Bullets”

Auger Street

En sevdiğim içkinin, kıymetli memleketinin bir sokağındayım. Yol kenarındaki lamba direklerinden tekine bağlı olan bisiklet iki bağımsız şahıs tarafından rastgele devriltilip, sere serpe düşüveriyor yere… Tam bir turist gibi (gerçek bir turist olarak) bakıyorum düştüğü yöne. Düşmesi ardı sıra olan olaylara…

Yoldaşlarımdan anam ve de kardaşım, içine bile girmek istemediğim bir dükkanda, sıkı bir alışveriş içindeler. Ben de izleyiciyim ya, ne almak ne de vermek istemediğimden, durum mahalinde göz ediyorum sağa sola. Önce devrilen bisiklete sonra da onu yere düşürenlerin suratlarına bakıyorum. Görünmez kazanın grup çalışması sonrasında nasıl kabul edileceğini titizlikle inceliyorum.

Okumaya devam et

“Buffseeds – Sparkle Me”

(En sevdiğim şarkılardan biridir, sözleri ise her daim bakidir: “Pass me the phone, I need a conversation… Rip out the stupid phone, we need a conversation” )

Öksürük

“Gördüklerimizi, duyduklarımızı ve okuduklarımızı algıladığımız gibi alıyoruz. Gerçek kavramı her daim öksüz kalıyor. Zaman ilerlerken hatıralar/olaylar giderek değişiyor ve formlarını kaybediyor. Geriye kalan en sabit şey, kişinin kendisi oluyor.”
Okumaya devam et

OSCAR WILDE

“I can resist anything except temptation.”

(Ayartma dışında herşeye direnebilirim)

Başkasının Aynısı Bir Aşk

Sanıyordum ki: “Bir şeyi sadece bir kere görebilirsin.” İki kere görmek diye bir şey olamaz… Yanılmışım…

Çok yakın bir zaman önce, kendi hüzün çemberinde oturan, üstünde taşıdığı miğferinden dolayı da kayasından kalkamayan, korkak ve de güçsüz bir şövalye ile tanıştım. Yanına ilk vardığımda, beli bükük oturduğu kayadan ufuk sandığı yöne doğru bakmaktaydı. Sadece kendi kafasından geçenlerin ve de algıladıklarının gerçek olduğunu varsaydığı dünyası aslen bir boyut eksikti. Bu nedenle de gezegeni sonsuz alan ama sıfır hacime sahip bir düzlemden başkası değildi…

On aya yakın bir süreyi kayasının yanındaki toprak parçası üzerinde geçirdim. O süre zarfında da çemberine gelmiş insanlardan herhangi birini fark edebilmiş olduğuna emin değilim… Sadece kafasında kurduğu aynı günü, aynı yabancılarla ve tekrar tekrar yaşamaktan fazlasını yapamayan; elinden düşürdüğü ve yanında yatan kılıcı için sürekli ağlasa da eline almasını bir türlü beceremeyen, iç sıkıcı bir insandı… Ne yazık ki bu ve benzeri tipteki kişilere rastlamak benim için ilk değildi, muhtemelen de son olmayacaktı.

Okumaya devam et

“Yael Naim – Coward (Rone Remix)”