Kedi, kuş ve ben (aslan, cadı ve “gardırop”)

Önünde iki, yanında ise bir dev cam bulunan masam, dünyayı gözlemlediğim ama kendimde kaybolduğum bir yerdir. Kendi yaptığımda kayıp iken, cam ardı değişen nadir davaları da takip etme şansının yakalandığı, sanal bir gerçeklikte su gibi zamanın geçebildiği bir yer…

Aynı masa, an itibari ile hâlâ akibetlerini merak ettiğim, bir kediyi ve de ağaçkakanı, varlığını bildiklerimden bambaşka görebildiğim ilk ve tek yer.


Kedi zır deli idi. Neredeyse tüm vaktini, masamın yanı olan camda bekleyerek, ben dışardayken de yanımda yürüyerek geçirirdi. Uyuduğunda kafa dinlediğim, tüm gün yüzüme bakarak miyavladığındaysa nevrimin döndüğü iki ay devirdim. Uzak aralıkla ama devamlı mama verdim. Ona hediye ettiklerimi dev bir açlıkla çiğnemeden yutsa da, zannımca yanımda kalma nedeni sohbet amaçlıydı. Yemeği yer konuşur, severim konuşur, kovarım konuşur, yürütmez çığırır, zaman zamansa durduk yere ısırırdı… Bilinmeyen bir nedenle, rastgele bir gün bizim mahalleyi buldu, kendiliğinden yakın çevredeki herkese sardı.

Konukomşu, kedi seveni sevmeyeni bu hayvanı besledik. Ama rahat bırakmadan aralıksız konuşurdu. O kadar gıcıktı ki, bir yerden sonra her laf salatasına “senden nefret ediyorum” diye cevap vermeye başladım. Uzaklaştırmak istediğimde su sıksam gözünü yumup oturuyordu. Bağırsam torluyordu. Bariz deliydi.

Ve bir gün sırra kadem basıp, kayboldu. Yokluğu boşluktu. Herkes farketti. Millet huzur buldu ama ben meraktan rahatımı kaybettim. Olmak ile varolmanın farkı düşünülmek ise, bir deli sokak kedisinin hasretindeyim.

Kedinin kaybolmasından belli bir süre sonra, bir öğlen masamın önündeki cam gümledi. Korkum ile aynı anda ne döndüğünü anladığımdan çekinerek eğildim ve yere baktım. Bir ufak kuş yerdeydi (Bu arada da belirteyim. En yukarda bahsettiğim “nadir davaların” %80 bu zenginlikte…).

Kuş kımıldamadan dursa da nefes alıyor ve de göz kırpıyordu. Gagası biraz sıyrılmış tüyleri dökülmüştü ama yaşama şansı var gibiydi. Kuşu korkutmadan kollamak için dışarı çıktım. O şapşallığını yaşasa da ben ayıktım ve kedilere daha kötüsü kedime mama olmasını istemezdim.

Yirmi dakika bekledikten sonra, yapmam gereken bir acil müdahale varsa geciktiğimi düşünüp, internette durumu aratmak istedim. Yanımda hiçbir cihaz yoktu. Görünürde de kedi… Içeri girip, yapılması gerekeni okumaya başladığımda ikinci bir güm geldi.

Nefretle olay mahaline, aynı cama, eğilerek baktım. Kedim, ağzında kuşla bana bakmaktaydı, bir evvelkinden daha fazla tüy olay civarına dağılmıştı.

Bu olaydan yıllar evvel, o zamanlar ilk defa kedi sahibiyiz (yani evin içi ve de dışına biriken çeşitli ölü hayvanlara alışık değiliz), bir başka kuş ve kedi hadisem olmuştu. Evimizin kedisi, gözümün önünde zıplayarak kuş avlamış, ben de çığlıklar atarak onu kovalamış, zorla ağzını açmış ve kuşu kurtarmıştım.

Ilk olaydan bu güne 20’den fazla kuş, 30’a yakın fare, 70 kertenkele, bir yılan, 50 kuru yaprak, 12 kelebek… Pek çok canlı, yaralı ve ceset geçti. Bu seferki kuşun, kafamdaki ölümü keyfimi kaçırmıştı ama duruma alışmaya da hemencecik başlamıştım ki perdeyi kapatıp sandalyeme oturdum.

Belki üç dakikalık içimde yaşadığım felsefik tartışma sonrası. Yine de “belki” için müdahaleye karar verdim. Tekrar dışarı çıktım. Umudu en az aradığın kadar vermelisin.

Bahçenin farklı bir noktasında. Kedim oturmuş kuşu izliyordu. Kuş bir boyun çeviren/ eğri boyun / boyun büken (Türkçesi çok belirsiz. İngilizcesi Wryneck) agaçkakandı. Kuşlardan çok anlarmış gibi bilmiş bilmiş yazdım ama kuşun garipliğini farkettikten sonra ismini öğrendim. Okuyucuya da bir videosunu izlemesini öneririm.

Zor duruma düştüğünde boynunu her iki yöne 180 derece çevire döndüre garip bir hareketler yapıyor. Kedicağızın da aklı karışınca dokunmadan bırakmış. Ya da şaşırtıcı dansını izlemek istemiş…

Sonraki etapta, kuşun büyüsünden sıyrılıp, kendisini kedi kafesinde belki bir saat beklettim. Mal gibi marul bile koydum. Böcek yiyen hayvana maruldan ne? Gıkı çıkmadı keza. Akşama doğru idi, kafesi güvenli bir yerde açıp bekledim. Kendini hazır hissettiğinde uçarak gitti.

Bu hikayede kim kimi kurtardı kestiremiyorum. Yine de her üç taraf için farklı bir gündü.

… Öyle işte.

Yayınlandı: Anı

Ne düşünüyorsun, paylaş..

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s