Tekrar

Baharla beraber taşınıyorum.

Tekrardan hayatımdaki döküntüleri atmam, sökükleri dikmem ve bir takım insanlardan uzaklaşmam gerekiyor. Ne âlâ. Geçtiğimiz altı ay hayal kırıklıkları ile doluydu. En çok saygı duyduğum insanın gözlerimin önünde erimesini izledim. Bir hiç uğruna ve aptalca hatalar yapmasını gözlemledim. Bu tarz sahnelerde çok tedirgin oluyorum. Çünkü biliyorum ki hayatımda en az bir defa ben de aynı duruma düştüm. Sevdiğin ya da saydığın bir insanın çürümesini izlemek kadar kontrolsüz ve de umutsuzluğa sürükleyen bir şey yok. Karşındakinin atom dizilimlerinin gün ve gün değişmesini ve kendini terketmesini izlemekten başkası kalmıyor elinde. Aklımda iki yönlü travma anıları, gerçel hayatımda da detayları saklı. Varlıklar yok edilebilseler de beynimdekileri unutamıyorum. Hani düşünmekti var eden?

Dünyayı algılama şeklim birazcık manevi olsaydı belki affetmek ya da suçlamak mümkün olabilirdi. Arkada bırakmak yerine kabul etmekten ya da sindirmiş olmaktan bahsedebilirdim. Oysa fiziksel anlatmak gerekirse, kanayan bir yarayı rafa kaldırdım. Diğerlerinin yanına… /baş sallama

Yokluğumda çok şey biriktirdim. Bahsedecek çok şey var. Ancak onlara geçmeden evvel, geçmişi tüketmek istiyorum (Eğer mümkünatı varsa). Eşyaları odanın içinde farklı mekanlara taşırken atmaya karar verdiklerimi kelimelere vurmak ve kayıt altında bitirmek istiyorum. Açıkçası bunun nasıl olabileceği fikri net değil.

Hayat algıladığımız kadar.

Sahip olduğum her duygu ve düşünceyi bir yerlere yazıştırdığımdan, öyle ya da böyle geçmişimi kayıt altına almış bulunmuşum. Neyi anlatmak istediğimi bilerek, yazılmış olanları okuduğum da ise şaşkına dönüyorum. Çünkü olayın sona ermiş olduğu en uzak yerde, hikaye farklılaşmış oluyor ama yazının niteliğinin doğruluğu devam ediyor. Sonu bilmeden, başlangıçta yapılmış bir yorumun doğruluğunun geçerliliği gerçekten büyüleyici. İstemeden soruyorum: Hayat benzer şeylerin tekrarı mı?

“Hiçbir durumu olduğundan büyük hâle getirmemek lazım. Olayların akılda küçülüp, kalpte büyümesine izin verince üzerimizden tren geçiyor. Ne treni? Ömürlük algı ve uydurma anılarımız ile dolu olan: Yük treni. Unutmamak lazım, hem düşünce hem duygu, ikisi de her daim akıl saçmasıdır.” Ben.

 

Ne düşünüyorsun, paylaş..

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s