Tamir At

Bazıları, dekorasyona düşkündür ve ara ara evlerini yenilerler. Mesela belli aralıklarla duvarların boyatılması gerekebilir… Ancak temel inşaat düzeltmesi çok ciddi tesisat problemlemi olmadıkça neredeyse hiç gerekli olmaz. Gerekli olduğundaysa acele etmeden ve özenli davranmak gerek. Hele ki dolu bir ev ile inşaata girmek kimsenin başına gelmesini dilemediğim bir hadise. İnşa süreci zahmetli ve yorucu bir huzur törpüsüne dönebilir, dönecektir, döner…

Ola ki mecbur kalırsanız, karşınızda birden fazla seçenek var. Benim yaptığım gözlemlerden anladığım kadarıyla seçimlerin çoğunun temelinde “maliyetin” olduğu. Bu davranış ya da ihtiyaç eğer yanlış yönetilirse canınızı sıkabilir. Hele ki istediklerinizden eminseniz ve mükemmeliyetçi iseniz, amanın!! İstediklerinizi anlayan, anlasa da “gerektiği gibi” yapabilen bir “usta” ya denk gelebilir misiniz bilemiyorum… Bence şansınız, hayatınımızın aşkına rastlamak kadar düşük. Unutmamak lazım: “Rehberi karga olanın burnu boktan çıkmaz”. Şahsen işçiliğin ucuzu geçin,ne yaptığını bilen bir tek “usta”ya rastlamadığımdan, bizzat da uzaylı olduğumdan, şahsi inşaat denemelerimin tümü uzun metrajlı kabuslardan çeşitli PTS’lere döndü.
Benim denemelerimde (her seferinde!), yapılması gerekenler istediğim şekilden, kendilerine usta diyen amcaların kapasitelerinin yettiği şekle döndüğünden, eh bir de uzaylı olduğumdan, her girişimin, en iyi ihtimalle ortalarda bir yerde durdu. Durduk. Ancak işlerin ya da işkencelerinde bitmesi gerektiğinden, kendi işimi kendim yapar oldum.

Yaptığı işte: duvar örme, boya, şap atma, yalıtım, taş döşeme vs. kendini geliştiren, içinde bulunduğumuz bilgi çılgınlığından yararlanabilen, araştırmacı ya da geliştirmeci olan “Ustalar” ortalıkta yok. Her yaptığını harika sananlar gırla… Narsistik kişilik bozukluğunun inşaat sektöründe neden bu denli yaygın olduğunu bilmiyorum. Ama işçiliklerin ne denli iyi olduğundan, aslında büyük işlere koştuklarından bahsetmeyen tek bir Boyacı, Elektirikçi ya da Tesisatçı tanımadım. Yaptıkların son hâlini ya da ilerde çıkardıkları problemleri göremeyen bu çalışanlar nasıl kendilerinden eminler bilemiyorum.

Garip ekollerde yetiştirilmiş “alaylı” denen ve aynı öğretiyi tekrarlayan fotokopilere “Usta” demek o kadar yanlış ki. “Garantisimi ben veririmciler” ile “Bana hep ulaşabilirsinizciler” içinden hangisi daha tehlikeli, onu da bilmiyorum. Tek bildiğim, kaba işte tecrübenin sadece kas gücüne denk geldiği ve kıymetli olanın “öğrenmek” olduğu.

En iyi bilen en çok yapan değil. En iyi bilen en çok hatalarını düzelten. En iyi bilen, en çok bilgisi olan. Bir de tüyom olsun: Müşterinin arzuladığı da mütevazi olanı. Hatayı yap anasını satayım da bari zeytinyağı gibi yukarı çıkma!

Ne düşünüyorsun, paylaş..

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s