Tehlikeli Duygu Yatırımları

Hormonlar sağ olsun, ne tuhaf ki varınızı yoğunuzu yatırdığınız, kendinizi çırılçıplak önüne koyduğunuz insanlar: Hoşlandıklarımız, sevdiklerimiz ya da aşık olduklarımız, bütününü göremediğiniz kişiler. Bahsettiğim duygular içerisinde en baskın olan aşık olmaksa, bir insanı senelerce tanıdıktan sonra aşık olan kimseyi henüz duymadım. Hep ilk görme ile başlayan, kokusunu alamadığın hormonlar ve genetik kodların peşi sıra, tüm duygularınızı, kendinizi yatırdığınız yabancılar… Durum da böyle olunca duygu yatırımlarının pek tehlikeli olduğu kanaatindeyim.

Doğa, işleri çok karıştırmaya ihtiyaç duymadığından, sizi “bir” yöne/kişiye yönlendiriyor. Kısa ya da uzun süreli… Modern toplum alt yapısında bu tek bir geceden, yıllara kadar değişebiliyor. Ama bu kendini adamaca asla tek yönde olması için tasarlanmıyor. Karşılık bekliyorsunuz. Nitekim, dünya üzerindeki hiçbir iki şey birbirine eşit değilken, bu durum ne de komik. Kardeşleri geçin, ikizler bile birbirlerine benzemiyorlar ki… E peki durum buyken, nasıl bir serinlikle, sevdiğimden duygumun karşılığını bekleyeceğim?

İşin teorik kısmında çok ciddi eksiklikler var. Teorisini geçip pratik sonuçlarını göz attığımda da dehşete düşüyorum (Kimseyi sevmeyesim geliyor). Bu dönemde “yabancı” olmak en kötü şey resmen. Temelinde karşıdakini hiç düşünmeden “ben” “ben” ve de “ben” diye çığıran şımarık insanların baş rol oynadığı amma da garip hikâyeler var…

Hey! Eğer topluluk olarak yaşıyorsak, mesela şehirde (?!)  takip etmeniz gereken kurallar var. Sizin dışınızda olanları rahatsız etme, zarar verme ya da mağdur bırakma haklarınız yok. Kör ve topal adalet sistemi tüm gün bu konu için mücadele ediyor…

Bu yazıda hedefim: “Yetişkin” olamamış büyük insanlara laf sokmak. İstemedikleri ve onlara yetmeyen eşler ile (sevgili ya da karı/koca) sanki o ilişkilere zindanmış gibi istemeyerek sürünüyorlar. Sonra da üçüncül insanlarla beraber olup “Bu devirde tek eşlilik mi kaldı?” gibi beni kahkahalar boğan cümlelerin arkasında, bir ağacın arkasında saklanan hipopotam gibi gizlenmeye çalışıyorlar. Kahkahamın sebebi, eğer bu kişiler idealistlerse, fikir sahibiyseler, neden evliler ya da ilişki insanı gibi davranıyorlar? Olmasın eşin. Kendin dedin, yok tek eş? İki kadın ya da erkekle beraber olmak, tekillik ile alâkalı bir münasebet değil. Arsız olmak ile ilgili, şımarık bir tavır. Cepleri dolu sorumluluk taşımamak ve bırak ilişkiyi, kendini yönetememek!

Zaten dillerinde dolandırdıkları kadar idealist olsalar, bu işleri gizli saklı yapar olmazlardı. Eşini sevgilinden, sevgilini eşinden saklıyorsan, söyleyemiyorsan, sende biliyorsun bir yanlış var. Bak mesela, sen ve ben bu yazıda aynı fikirde olamıyoruz çünkü ikimiz birbirimizden farklıyız (Dedim ya birbirimize eşit değiliz diye). E, o zaman sen benim yerime düşünme? Yani benim karşıma geçip “Ben bu duruma önem vermiyorum, sana ne oluyor?” deme. Ben de senin yerine düşünmeyeyim, zaten düşünmek kalp acıtıyor.

Her ilişki, iki kişiden oluşur. İki kişiye ait olur. İkincinin fikri de seninki kadar değerlidir. Üçlenmeye ancak üç kişi tamam olabilir. Birinci ve İkinci VE dahil olacak Üçüncü. Adına da ilişçü denebilüğ. Diyorum ki saklama gereği de İki ya da Üç’ün rıza vermeyecek olması ile ilgili olabilüğ…

Hadi herkes: Birler, İkiler ve Üçler kendi sorumluluklarını alsın! İnsanları zorla aldatan, aldattıran yapmayalım… Ne ayıp şey…

Ne düşünüyorsun, paylaş..

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s