Kıpır Kıvır

Dışından lüleli kıvırcık saçları kulaklarında kirazdan küpeler gibi olsa da Fazıl’ın kafasının içi, rüzgarla dikenlerin yerde sürüklendiği, tozlu topraklı, en çok da dümdüz, çoğunlukla boş bir alandı. Belki, isminden feyz alıp, tanımları eksik hayatına, hikâye denmeyecek anlarda buldukları ile anlam katmaya çalışmasa, hayaller dünyasında ufak da olsa bir baraka sahibi olabilirdi.

Kim olduğunu bilmiyor olmanın verdiği şımarık özgürlük ile, uydurma tutku hikâyesini dert çalmak için bir arkadaşını, “Yanıyorum” diyerek kandırmıştı. Bir gece evvelde birikmiş külleri, günün ilk saatlerinde haşlanmış “sonsuz”çay eşliğinde, rezil ama 500 farklı kahvaltı artığı üzerine serpmek için dışarı çıkmak planlandı…

Dolapta içine sığabildiği yani göbeğine yapışmayan ya da boğazını sıkmayan bir kıyafet bulamadığından, temiz olmaktansa güzel görünmeye önem veren ruhuyla, kirli sepeti dediği yer köşesinden kendine pis bir üst beğendi. Yalan bir memnuniyetsizlikle, seçimine birikmiş, kendi kokusuna karışık bira ve de sigarayı kaldırmayı başaramadı. T şekilli üstü bir işe yarayacakmış gibi odasının camından, bir kaç defa kuvvetlice silkeleyerek salladı da sonra üstüne geçirdi…

Altına neredeyse iki aydır yıkanmamış, diz yerleri üstüne oturmuş, cepleri para kokan kotunu ekledi. Onun da altına, arkalarına basılmış ama pahalı spor ayakkabılarını takıştırıp alelacele kendini dışarı attı. Göbeğini zıplata zıplata, daha da kötüsü yokuş aşağı üç bina ötedeki kahvaltıcıya nefes nefese vardığında, kankası Fadir daha yirmi bir dakika geç kalacaktı. Fadir’in gelişinde, geç kalmış olması daha ağlatılı dursun diye, siparişleri önden verdi ve beklemeye başladı…

Neredesin ama??” diye köşe başına bağırdı Fazıl.
Olm, uçarak mı geldin ki?” diye selamladı Fadir. Ter kokusu eşliğinde karşı sandalyesini çekti ve yerleşti.
Ya neredesin? Üç çay içtim, hiç ciddiye almıyorsun konunun ehemmiyetini!” cümlesi ile Fazıl iç boğup, dış yıkadı.
Gördün mü kızı, anlat, uzatma” derken Fadir garson’a top hareketi çekti, şükür ki genç garson, ince belli dendiğini varsaydı ve çay getirmek için içeri koştu.

Ah ya!” dedi ve durdu Fazıl. Paketinden sigara çıkardı. “Şimdi aslında ilgisizliğin hoşuma gitmedi ama anlatmam lazım” diye hallendi. Bu sefer de dış boğdu ve iç yıkadı.
Fadir Fazıl’ın histerisine aldırmadan, ekmekten ekmek yolup, tabaklardan seçmeler tüketmeye acilen başladı. Aç olmanın yanı sıra, Fazıl’ın laflarını boğazından kaysın diye yemesi şarttı… O esnada Fazıl hâli hazırda, sigarasını yakmış Fadir’i süzüyor, çok memnunsuz, öyle böyle değil. Öyle ki üstünü başını unutup bir de “Pis” atıyor sofraya. Yine nazı havada kalıyor. Ne de olsa senelerdir alışıklar birbirlerine…

Fadir’den “Hadi!” ile top çay, aynı anda geliyor.
Çok dikkatli dinle ama uzun bir hikâye…” ile son giriş yapılıyor ve Fazıl anlatmaya başlıyor.

Kıpır Kıvır” üzerine bir yorum

Ne düşünüyorsun, paylaş..

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s