“Hadi ama!”

Yiğit,

Bu sabah bir konu aklıma takıldı, sana yazmaya karar verdim. Hatırlar mısın bilmem, insanların beni görememesini izlediğin günler olmuştu. Görünmezlik pelerinimi üstüme almadığım çıplak zamanlarımda, göz ardı edilirdim. Kelime araları ya da cümle sonlarındaki yok oluşlarıma şahitlik yapman için seni mahkememe bile çağırtmıştım.

Çok yakındık o zaman: Sen benim içimde, ben senin dışında. Zaten benim için bambaşka olmasan pelerinimi de çıkartmazdım. Ulu orta çıplak dolaşmaktan oldum olası keyif almadım.

Kürsüde beni kıranların aslında iyi niyetli insanlar olduklarını, bazen böyle olabileceğini ve alınmamam gerektiğini savunmuştun. Benimle yeterli vakit geçirdikten sonra da söylediklerini geri çekmiştin çünkü senin bazenlerin benim her zamanlarıma denk düşmüştü. Tatsızlık işte.

Beraber, gün batımlarında, çimlerin üzerinde egzersiz yapmalarımızı hatırlıyorum. Dayanıklılığımı güçlendirmek için bayağı çalışmıştık. Teşekkürler. Sen olmasan bugün hayatta kalamazdım.

Aynen bana öğrettiğin gibi, hayatımı yaşayamadan: Acımaktan korkarak, korktuğumdan uzaklaşarak, uzaklaştıkça da acıyarak ayakta duruyorum. İçim çok huzurlu çünkü biliyorum ki benim dışımda kimse canımı yakmıyor. Üstelik yaşamadıklarımı listeleyerek kendimle iftihar bile ediyorum.

Nitekim farkındasızca aklıma birşey takıldı. Hani artık sen yoksun ya? Neden bana öğrettiklerin de seninle beraber gitmediler? Her şey tamam da, bir o kısmı tuhaf, çözemiyorum. Bana sendeki cevabı yollarsan çok sevinirim.

Okşan.

Ne düşünüyorsun, paylaş..

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s