PiSirkŞik

Öyle kolaylıkla rastlanılabilecek bir sirk değildi PiSirkŞik. Örnek olsun ki tek zulüm edilen hayvan: İnsandı. Ne kafeslerde aslanlar, ne filler, ne de atlar vardı… Onların yerine onlarca çeşit, kötü beslenen ama temiz insanlar, geceleri kafeslerde yatıp, gündüzleri kırbaç eşliğin çalışırdı.

Bahçemde otururken, tesadüfen rastladım ben de: En çok tuvalet giymiş adamın şovunu sevdim. Aslında güneş altında çalkalanarak açılmış biralardan gayrı, gördüklerimi tam hatırlamıyorum. Ama çok şık göründü teki kapanmış, öbürü yarı açık gözüme…

Ben gösteriyi izlerken, arkalardan biri: “Bunun serisi var mı” diye sordu, hava sıcak olduğundan adını Alize koydum. “Gel kız buraya, seriler Muhtelif Mevzular’da kaldı” dedim. Sürçü lisan eylemişim. Duyulan “Seri katil değilim, kendileri gidiyorlar” olmuş…

Canım benim, gönlüm olsun diye, bana bir koşu dev bir paket sigara aldı. Iç iç hâlâ bitiremedim. Beraber gezdik sirki. Aklımıza görünürde olmayan kahramanlar takıldı. Üstüne Gencay’a bir old fashioned bir de soda söyledik, kendimizden geçmişiz…

Bayağı güldük o aralıkta. Çerezler su gibi aktı, nedense cips bile vardı. Biz kahkaha atarken tıklım tıkış oldu bir anda Pi (Değerine aldırmayın, matematik en eksik olan dildi). Toplama yapmaya Tuğçe bile yoktu. Hesabı ödemeden kaçmışız..

Şimdi eğri oturup, doğru konuşalım: olaylar ve durumlardan pek emin değilim çünkü bir yerde kendimi çıkarıp, üstüme duygularımı giymişim… “Anlamak da ne abartılı bir iş, anasını satayım!” diye söylenirken annem aşağıya inmiş.  Gelmesi üzerine bahçede bir sigara da beraber içtik. “Ben satılık değilim” diye itiraz etti. Haklı kadın…

O ara uydurma bir topluluk ile laklağa sardım. Ansızın ipler, fileler, havada uçan çinliler çıktı ortalığa. Alize’ye dönüp şöyle dedim: “Biz asıl, mezunlar gününe gidelim. İki ekmek arası çikolata kemirir, seratonin dopamin ederiz.”. Ne yazık ki, fikir rejimime denk gelmiş, Alize de çoktan gitmiş…

“Yani…”

Zaten kendimi kandırsam, canımın yarısı kalori hesabına inanmazdı. “Hasta olmamak için, cumalara denk gelirmiş ekmek arası çikolata” demek istedim, daha cümleyi kurmadan Sanem: “Kimseye anlatma bunu” dedi. Ne şükür ki, ben zaten ne yaptığımı anlamadığımdan, isteği, cümle sonlarında kayboldu…

Sirk günü geceye vardığında, karşıma “Aşıklar” kartı sekerek atladı. İçeri girdim. Bu sefer kapalı iki göz ile ağladım mesela. Babam koridordan duymuş sesimi… İşler kötü olduğundan, ona üzgün olduğumu sanmış. O nedenle de “Neyin var kızım?” diye sormamış…

Sonlara doğru, Speedy belirdi ve inatla “Gurk” dedi. “Nee?” diye çıkıştım. Tekrar etti: “Gurk!”… Artık anlamak bir yana anlam da veremediğimden, o rezalet günü sonlandırmak için kusup, uyumaya çalıştım. Uyku tutmadı. Çünkü… Yemin ederim şu sözleri duydum: “I am lost in rainbow, loved before, I will love again”… Uyuyabilenin günahı boynuna diyeceğim.

Baktım yatakta dönüyorum, dedim bari fransızca çalışayım. Pınar çok yardımcı oldu o ara: “Au fur et à mesure que” ile bildiklerimi birbirine bağlamaya çalıştı. O noktada kendime kızıp “Yeter lan” diye haykırıp, yatağa geri döndüm. Zaten o arada sirk toparlanıp bahçeyi terk etmekteydi…

Diyorum ki burada yazanlar, tam bu kadar gerçekçi…

Her şey benden fazla ama içerikten az…

N’olur?

Ne düşünüyorsun, paylaş..

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s