eks’in

Yine, bir sabah ben ve kendimle uyandıktan sonra; aklımda, kendimi ilk keşfettiğim zamanlardan kalma, gerçek bir insanın bendeki hissiyatı belirdi. Kendisini rüyamda görmemiştim, ama görmüş olsam da gerçek olduğuna aldanırdım. Ona uzanmak istediğimden, telefonuma uzanmayı tercih ettim. Emek harcamadan güzelleştiremiyorsun ya insanları… Sordum: “Nasılsın?”. Cevap verdi: “Karnım aç”.

Varlığı burnumda, bana ekleyebileceği görüşlerin, yıllar sonraki kelimelerin hasretinde “Gel!” dedim (O vakit, kalbim pek hasta)… Geniş bir aralıkta, sayesinde, bulduk birbirimizi: İkimiz birbirimize eşit olduğumuzdan, geçen zaman da iki ile çarpıldığından, çift misli ettiğimizi fark ettik. Gözümüzle güldük.

Benim iki yerde tansiyonum çok düştü. Ayıp olmasın diye belli etmedim. Etmesem de, devrilmeye yeltendiğimden, düşmemem için belimden tuttu. Bu hayatımda kaçıncı defa şahsımı kurtarması, belli değil…

O gece bir günü, gündüz bir başka geceyi, ben O’nu, O beni kovaladı… Gecelerde hep içimden şu geçti: Daha yeni, eski fotoğraflarıma bakıp da “Nerede benim gülümsemem?” demişken; Soru içimde cevapsız olanlara eklenmişken; Gündüz’üm beni terk etmişken; Onyedi yaşımda beni mutlu eden adamın, otuz dördümde, bana gencecik kahkahaları nasıl da attırmakta olduğu…

Meğer, gülmek zamandan bağımsızmış. Tamamen kiminle, kim olarak beraber olduğun ile alâkalıymış. Ardışık gün ve gecelerde kahkaha ile, komşuyu bile rahatsız etmişiz: “Hafta sonu boyu parti mi olur?” diye mesaj atmış… Bildirim sonrası, aklın yolu tek olduğundan, “iş güç” olsun diye, bir pazartesi öğlen ayrılmayı seçmişiz… Öyle ki, ben ay olarak ondan büyük olduğumdan, daha olgun davranmış ve: O giderken, her şey normalmiş gibi davranmışım…

İşin kötüsü gecenin bana bağlandığı bir yerde, O’nun aç olduğunu unutmuşum. Bir kerelik de o utanmış ve benden gizli, kendi duygularını yemek zorunda kalmış… Garip ki, göz yaşlarını gördüğümde, içime su serpildi: “En azından artık aç değil” diye düşünerek kendimi teselli etmeye çalıştım.

Karşımdaki beni tanıdığından, içimden ne dediğimi, benden önce bilince, son kez ben utandım. Kendimce durumu ona belli etmesem de gittiğinde, arkasından konuyu anlatan bir mesaj atmışım…

Değişik ve çok eskilerden pek iyi bildiğim, bir dört gündü bizimki… Kalbime iyi geldi. Gündüzleri ise… …

d.n: İki üç gün, biz bir ve dördü alınca beraber kaçmışlar… Tarot kartının dediğine göre, bir dördü aldatmış. O vakit kıyamet kopmuş. Kıyamet ise aslen, bizim karın tokluğuna, bira içtiğimiz zamana denk gelmiş…

Ne düşünüyorsun, paylaş..

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s