Ta-Bulut

“Sandalyede oturarak camdan dışarı bakıyorum. Kabarık saten gömlekler giymiş bulutlar, başımın üstünden ufka doğru ilerliyor. Kaç tane göz taşıdıklarını, kimlerin ne umutlar kancaladığını ya da kaç ton olduklarını kestiremiyorum. Kafamı çıkarıp evimi terk ettiğim tatilimden yeni dönmüş olduğum ve kendimi daha hafif sandığım için ağırlıklarını hesap edesim tutuyor. Çift katlı integralin belini kırmaya çalışırken, istemsizce nefes tutup bir müddet havasız kalıyorum. Uydurma yaşam mücadelemde bir başka matematik hesabı daha düşlerimin tuzağına düşüyor. İsmini bilmediğim bir bulut, hayallerim sırtında, görüş alanımdan çıkıyor…”

Ayrılıklardan sonra çeşit çeşit süper güçlerim oluştuğunu fark ettim. Ne yazık ki bu mutant yeteneklerimi çizgi romanlardaki gibi kontrol edemiyorum. Dolayısıyla da geçici sahiplendiğim bu güçler, kulağa geldikleri kadar havalı olmuyor.

Mesela en sık, zaman yolculukları yaşıyorum. Seçemediğim durum ya da nesnelerden tetiklenip, bağımsız ve “güzel” bellediğim anılara, apansız sıçrıyorum. Yavaş çekimde, cam gibi berrak hatıralar beynimin içinde tekrarlanıyor: Kokular, dokular ve sesler içimde yinelenirken bazen titretiyor (Nedense pek çok kişi, geri dönüşlerin üşüttüğünü bilmiyor). Zaman yolculukları kesinlikle enerji tüketiyor çünkü acıktırıyor. Eğer yemezsen de seni tüketmeye başlıyor.

Bulunduğum son zaman ve de konumda, geriye ziyaretler can acıtsa da bir süper kahramana yakışır aslan yüreğimle her biriyle kahramanca mücadele verdim. Hani kavgada yumruk sayılmaz ya, daha tekini sindirmeden bir başka zamana sıçrayarak, yenilenen eskilerle, bir başıma dayak yedim.

Neyse ki daha seyrek nükseden bir başka güç ile zamanı değiştirmeyi becerdim. Çok özel, kendime has filtreli bir gözlükle sanrıladığım değerli ve yüzümü güldüren olayları: yediğim kazıklar, yuttuğum hakaretlerin üstüne giydirdim. Böylece beğenmediğim hatıraların tümünü akıl tarihimde gizleyerek hiç yaşanmamış ilan ettim. Ertesi günün ertesi günlerinde anılar azalıp, aidiyetini kaybetmiş değerler baskınlaşken hafifledim ki affetmişim… Çocuk sahibi olmadan analık yaparak hayatımdan çıkmış birini daha üstümden atmayı becerdim.

Bu esnada, yanıma kendimi almadan çıktığım tatilde, normalden fazla güldüğüm doğrudur. Düşlediğim tuhaf anılar ile yaşamakta olduklarımın birbirlerine harmanlanarak zenginleşmiş oldukları da gerçektir. Maalesef en güzel hatıralarımı çekmekten izleyemediğim, fotoğraf ve de hareketli görüntü biçimlerinde arşivlediğim samimi bir itirafımdır. Diyarlarını bilmediğin sunuculara sınırsız ama belirsiz süreli yerleşmem çevreci kimliğime hiç akıllıca gelmediğinden, soğuk metallere hapis olmuş bu anılarda huzur bulduğum yargısı sadece bir yanılgıdır…

Dinlenmiş ama güneşte eskitilmiş bedenimle “pencereli” duvarlarım arasına geri döndüğüm anda ilk yaptığım, heyecanla çıkarmış olduğum kafamı yerine takmak oldu. Bütünlendiğimde ise hiç değişmediğimi düşündüm. Nitekim yapmam gerekenlerden yapmış olduklarıma, olduklarımdan beceremediklerime; kolumdaki yara izinden, bacağımdaki selülite: tüm iç ve dış kusurlarım deniz kıyılarında parıldayarak fink atmam sonrasında tenim aslından iki ton daha koyuya döndüğü ve de iştahsızlıktan inceldiğim için bazı kişiler tarafından “güzelleşmiş” bulundum. Zaten gelip de gitmediğim tatilde de aklım yanımda yokken daha hoş sohbet eder ve de insanları dinlemezken daha anlayışlı görülmüştüm…

Meğerse ben, ben olmadığımda daha güzel dururmuşum…

E, o zaman ne diyeyim: Yaşasın tatil olmak!

Ne düşünüyorsun, paylaş..

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s