Yıldız Çocuk

Sadece parlamadığından, geceleri görünmeyen bir yıldız çocuk tanıdım. Ateş rengi saçları ve de garip bir şekilde şeffaf teni vardı. Yıldızların zaman ya da aydınlık demeden varolduklarını bildiğim yaşlarda olduğumdan, parlamıyor olmasına pek aldırış etmedim ama ateşten saçlara neden yanık bir tene sahip olmadığına bir türlü akıl erdiremedim.

Karşılaşmalarımız hep gecelere denk geldiğinden “Acaba ne kadar görünüyor ya da ben onu ne kadar görebiliyorum?” soruları aklımı en çok karıştıranlar oldu. Bütününü tanıdığıma inanmak istesem de insanların içlerinde özlerini sakladıklarına daha fazla inanıyor olduğumdan, benim bilmediğim bir Gizem’i olduğunu hayal ederek heyecanlandım.

Merak ettiklerimi O’na hiç sormadan, anlatmak istediklerimi ise hiç ağzıma almadan beni götürdüğü her yere gitmeye karar verdim. Ki gittim. Zaman ilerledikçe hem dikkatimi dağıttığından hem de bambaşka olduğundan bana öğretilmişleri unutup, sessizce azalmaya başladım. Azalmak tahmin edemeyeceğim kadar huzurlu oldu. Benim olmayan ama inatla sahiplendirtildiğim yaraların tümü hızlıca kabuk bağladı ve eskiler “sonunda” hak ettikleri geçmişteki yerlerini aldı.

Yıldız Çocuk dertlerime deva, yalnızlığıma ilaçtı…

Hani durumlar bazen kendilerini yönetir ya: Ne yaparsanız yapın, ne söylerseniz söyleyin, nasıl davranırsanız davranın, olayların gidişatlarına inatla müdahale edemezsiniz… Ben, ondaki varlığımı ya da bendeki varoluşunu çoğaltmak isteği ile “evet” dedikçe, zorla ve yılların çabalarıyla kendime kabul ettirttiğim sert hatta köşeli fikirlerin tümü ortalıktan kayboldu. Düşünülmeden ve kontrolsüzce yok olan fikirlerin oluşan boşluklarına temiz ve güzel umutlar doluştu. İçimdeki karanlık aydınlandı. Işık ise asılları görmeyi kolaylaştırdı.

Bazı insanlar vardır, göz kamaştırırlar (bu kamaşmanın da parlaklık ile bir alâkası yoktur). Ya da bazı insanlar vardır ki göz aldıklarından, onlarla aynı odada bulunurken oldukları yöne kafanızı bile çeviremezsiniz. Gözlerinin içine bakmak öyle kolay olmaz çünkü bir bakış ile içlerine düşüp zamanı dondurabilirsiniz. Zaman durduğunda ise oralarda sonsuza kadar yaşamak isteyebilirsiniz… Ve inanın bana, teslim olmak her yiğidin harcı olmadığından bu kişileri görmemeyi tercih etmek kimilerine daha kolay gelecektir…

Yıldız Çocuk göz kamaştıran bir insan. Üstelik ne bir roman ne de bir film kahramanı… Ne mutlu bana ki, tesadüfen girdiğim çekim alanında, huzurla üstüne düşüyorum: Korkum yok ve huzurluyum.

4 yaşından bir ses kaydım var. Kayıtta “Işık çocuk” diye uydurduğum belirsiz bir kahramanın masalını anlatıyorum. Bir yerde “Nasıl da gecelerden korkardı” diyerek kurgu dramamı vurgu eşliğinde abartıyorum. Bugün, kendi uydurduğum o belirsiz ve geçmiş hikâyede, kimsenin kurgulayamayacağı kadar güzel ama bilinmeyen bir geleceği görüyorum. Tam üstüne parmak basamadan, Yıldız’ımı da 4 yaşında uydurduğum o karakterime çok benzetiyorum…

Ve de sadece bu yüzden, karanlıktan korkmasını hiç istemiyorum…

Ne düşünüyorsun, paylaş..

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s