8 köşe ve 12 kenar 1 oda ederse içine nasıl girersin?

“Sevip de ayrı düştüğüm evimde, sadece benim bildiğim, görünmez hayaletleri dinliyorum. Fısıldadıkları hiç net değil çünkü bahislerine şeffaflığımı uzun zaman önce kaybetmişim. Adeta paklanmış elde kalanlar; kalamayanlar ise ilgili tavan parçalarına asılı sallana kalmış… Garip ki ilk defa bugün, odalarda gezerken, sallananların içlerinden geçmek bana değmiyor, dokunmadıklarındaysa içim acımıyor.

Uyuyamadığım gecelerin koltuğuna bakıyorum, dördüncü ama sonuncu olmayan sigarayı bıraktığım günkü yanık ile bana küsmüş, adeta neden üstünde oturmadığımı soruyor. Kalbimden: ‘İstemedim göz yaşlarıyla ıslanmanı, yalnızlıkları yaşamanı. Güzel anıları hak ettiğinden terkettim seni. Mutlu ol, üstünde çocuklar zıplasın’ diye cevaplamak geçiyor oysa o soru sormak bir yana, herhangi bir dil bile konuşmuyor…”

Sevgili Virginia,

Sana, bir çift lafım var. Öncelikle haklısın. Bir kadının bu zamanda bile, kurgu yazabilmesi için paraya ve de odaya ihtiyacı var. Duvar ve kapının sınır ettiği, içine kendisinin hükmettiği ve aidiyetini kutsal bildiği bir oda şart. Öyle bir ihtiyaç ki bu, dışarısındayken her yer havasız, her yer kokulu: Nefes almak imkansız… Ortak mekânların tümü ise yabancı, soğuk ve de alakasız…

Makaleni okuduktan sonra, bir odanın, sadece de tek bir odanın ortasına geçip etrafıma bakarak hayalimi dinledim: “Burasını doğru yer yap! Eğri bile dursan, içinden geçtiğin vakitte, sen, sen olmaya layıksın…” cümlesi yetişti aklıma. Aslen varlıklarımdan uzakta kendime yarattığım yokluğun içinde; tek varoluşumu sergilediğim yazıları yazabilmek için kendime ait olanları yok sayarken; içinde bulunmak istemediğim bir odaya kendimi ait etme hayaliyle, adeta kaşıkla ve de istikrarla ruhuma mezar kazma çabasındaymışım. Acımasızlıkta bileğim bükülünce hem zorla güzellik olmadığından hem de herkes kendine biçtiğini yaşadığından, o iş bir türlü tamamına ermemiş… Zaman parmak şaklatan sürede geçmiş.

Gel gör ki Virginiacığım, vazgeçmenin “dayanılamaz” yüküyle yerimi değiştirdiğimde bak ne oldu: Umursamaz bir vazgeçmişlik ile önemseyen bir alışkanlık arasında sekerken, aklıma ummadığım biri düştü. Bu nedenle de üçüncül devamda aklıma seslenmeyi uygun buldum.

Sevgili Evcil Tilki,

Acaba bu yazıyı okuduğunda, tabii bir de müsaitsen, beni arayabilir misin? “Sana, bir çift lafım var…”

Ne düşünüyorsun, paylaş..

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s