Aslı “gibi”dir

“Koş Asil koş…”

Asil, ünlü bir müzisyen olmak isteyen ve bir sürü seçkin grupla çalışan bir “roadie” idi. Roadie kelimesinin türkçesi yok ama karşılığı set/sahne görevlisi, enstrüman kurucu/depolayıcı gibi tamımların tümü olduğundan mesela, setsahçi idi diyebiliriz. Ya da Türk müzik camiasının kullanmayı pek sevdiği ama kökeninin yol olduğunu bilip bilmediği meçhul şekli ile ağızlarından çıkanı tekrarlayarak “Rodi” diyerek de devam edebiliriz.

Asil tüm gecelerini gündüzlerine karıştırarak az uyku ile yaşamaktaydı. Tüm zamanını, uykuları dahil müzik enstrümanları, sahne ve de sanatkarları ile geçirmekteydi. Kısaca hayali yaşamının tam ortasında, gencimiz ise uzanamadığı rüyasının etrafındaydı. İş gücüne ve de emeğine denk bir ücret almadığından annesi ile birlikte yaşamaya mecburdu. Ama zaten içine zar zor girdiği bir odaya da gocunmaya vakti yoktu.

İşini çok emek vererek ve sevgiyle yaptığını itiraf etmek lazım. Her daim gülümser ve de her göreve “Tamam abicim/ablacım” diyerek koşar adım giderdi. Üşendiği ya da çekindiği bilinmezdi. Yüzü hiç düşmedi. “Yoruldum” lafı ise ağzından asla çıkmadı.

Kulis yanında şarkıcılarla birlikte seslendirdikleri parçaları söylerdi. Kendine öğrettiği enstrümanı gitardı. Sahne kenarlarında hayali sololarını bir eli havada öbürü belinde ama muhakkak gözleri kapalı atardı. Bir kere dans ederken bile gördüm Asil’i. Bitmeyen enerjisine hayran olsam da emin değildim seçtiği yolun ne denli doğru olduğundan… Elbette ortamı soluyor ve de bağlantılar kuruyordu. Nitekim hayatın hiyerarşisinde onun varlığına kaç değer verildiği benim kafamı kurcalardı. Bir şekilde her insanın iyi niyetli olduğu varsayıldığında seçiminin yanlış olmadığı güzel bir hayal-di.

Söyledim mi hatırlamıyorum, yaşı da gençti Asil’in. Bir okuduğum makaleye göre insan beyni oluşumunu yirmi beşinde tamamlarmış. Tam oluşumunu tamamlamadan önce verilen her karar riskli ve de hatalı olabilirmiş. Zaten bu nedenle de trafik kazalarını en çok gençler yaparmış…

Mesela “Asil 25’ine varmış mıydı?” merak edilmesi gereken bir soru. Zor hayatın bilek bükerek körpe gençleri nasıl da yaşlandırdığını biliyor olsam da sürekli gülen yüzü ve enerjisi onun olması gerekenden daha genç olduğu algısını etrafına saçıyordu. Bir söylentiye göre nadir geçirdiği öfke nöbetleri dışında da bir kusuru yoktu. Çok kötü bir karakter özelliği olsa da bahsi geçen sinir patlamalarına hiç şahit olmadım. Bir kere kendinden, bazen de etrafından duydum. Kalıbına oturtamadığımdan da kenara koydum…

Çalışma saatleri dışında ne yaptığını da açıkçası pek bilmiyorum.

Günler aylara bütünlenip, aylar seneleri doldurduktan sonra bir yerde, güler yüzlü çalışkan Asil hiç beklenmedik bir şey yaptı. Galiba daha fazla ağzı sulanarak sahne kenarından izlemeye toyluğu dayanamamıştı. Ya da sonunda yaptığı işten yorulmuştu ve daha fazla bu şekilde yaşamak istemiyordu. Orkestra için bırakılmış viskilerin tekinden üç kadeh boğazından yuvarlaması sonrasında bedenini ele geçiren güdümlü his ile sahne arkasından eline bir mikrofon kapıp kendini performans esnasında şarkıcının yanına atmış. Başlamış şarkıyı kendi de söylemeye…

Elbette ben pek çok yerde olmadığım gibi orada da değildim ama anlatılanlara göre sahnedeki şarkıcı neye uğradığını şaşırmış. Tam da o esnada geri kalan tüm kadro şarkıcının Asil’e jest olsun diye önceden sahneye davet ettiğini sanmış. Hatta Asil’in patronu onun için çok sevindiğinden hemen şarkı okurken telefonuna videosunu çekmiş. Tabii bu kayıt, işin foyası ortaya çıktıktan sonra ayıbını izlesin ve ibret alsın diye o garip gecenin sabahında Asil’e yollanmış. Asil’de cevap vermiş: “Ya Hiç fena çıkmamışım” diye.

Pek tabii Asil’in hayali, engel olamadığı dürtüsüne yenik düştüğünde geçim kaynağına bedel oldu. Onu tanıyanlar “işinden intihar etti” dedi.

Bu olay olabildiğince gerçek. Yorumlarım pek fazla kurgu. Detayları tam bilmediğimden de belli bir kısmı yalan. Bazı yerleri biliyor olsam da bahsetmediğimden gizli. Yine de hikayenin tüm hallerinde beni ürküten soru: “Asil hayaline yaklaştı mı yoksa vaz mı geçti?”

Bana göre dünya üzerinde iki tip insan vardır. Birincisi istediğini bilen, hayaline koşan ya da elinden geleni yapanlar. İkincisi ise ne istediğini bilmeyenler. Bilmeyenlerin durumu ve de kafaları hep ve pek karışık olur.  Durumlarındaki arap saçı kendilerine yakışır bir tanım bulamamanın kahır olmasından gelir. Hissini de sadece (her zamanki gibi) yaşayanlar bilir. İstediğini bulmuş olanlarsa, arayışı hatırlamaz. Yolunu seçemeyenleri anlamazlar. Anlamak da istemezler. Durum düpedüz saçmalıktır. Yani ikincilller bozuk kabul edilir.

Ben taze kulağıma ilişen bu dedikodu sonrasında Asil’in ne yapmış olduğunu anlamadım. Anlayışsızlığım istediğini bilenlerden olmam ile alakalı da değil. Ben ne yaptığını ne de isteklerini bilenlerden değilim. Sürekli aidiyeti yakalayamadığım o özendiğim kümeye girer ve de çıkarım. Benim anlayışsızlığım takındığım endişelerim ve de bilinmeyene korkum ile alakalı. Biraz da anı yaşayamıyor oluşumla… En çok da 25 yaşımı 10 yıl evvel geçmiş olmamla…

Aslı “gibi”dir” üzerine 2 yorum

Ne düşünüyorsun, paylaş..

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s