Kuyruk

“Bir gün bir civciv, bir kaplumbağa ile tanışmış. Tanışmalarından çok kısa bir süre sonra birbirlerinden çok hoşlanmaya başlamışlar. Kaplumbağa, civciv’i evinde yaşamaya davet etmiş. Civciv de büyük bir heyecanla, kabul etmiş. Beraberce kaplumbağa’nın kabuğunun içinde yaşamaya başlamışlar. Yuvarlak tavanlı kabuğun içine civciv sürekli cikcik dolanmaya başlamış. Bazen kaplumbağa dışarı çıkarmış, gittiği her yere kalbinde civcivi götürürmüş… Bazen de civciv dışarı çıkarmış, çıktığında da kaplumbağa’nın sırtında seyahat etmeyi severmiş, sevdiğinden de öyle yaparmış…” (t)

“Civciv de kaplumbağa da beraber yaşamlarının aylar sonrasında bildikleri ama unuttukları bir gerçeği fark etmişler. İkisi de diğerinin dilini bilmezmişler. Çok şey söylemek isteyip, anlatamayışlar her ikisini de uykusuz bırakmış. Ama uyumadıklarında bile en güzel şey yanyana uzanmakmış.” (t+1)

“Çok alâkasız bir günde, apansızın kaplumbağa civciv’e ‘ördek’ demeye başlamış. Fikrin akla düşmesinden sonra civciv ördeğe dönüşmüş. O zaman için civciv kendinden başka biri olmanın ne kadar tehlikeli olacağını hesap edememiş. Kuş beyinli olduğundan da hiç gocunmadan, ördek taklidi yaparak yaşamayı kabul etmiş…” (t+2)

“Kaplumbağaları bilirsiniz hep asık suratlıdırlar. Gülümseyi bilmezler, öğretmeye çalışsanız da ağız yapıları uygun değildir, beceremezler. Üstüne bir de korkak olmaları ile tanınırlar. Görüp değerlendiremedikleri pek çok şey için kabuklarına çekilirler. Çekildiklerinde ise çıkmalarını beklemekten başka bir şey yapamazsınız. Bu kadar bildik bir gerçeği bizim ördek kılıklı civcivimizin hiç bilmezmiş. Her kaplumbağa kabuğuna kaçtığında, onu dışarı çıkarmak için sesi kısılana kadar vakvaklamış.” (t+3)

“Oysa sözleri bırakın, çıplak elle bile kaplumbağanın kabuğunu kıramazsınız. Bu canlı türünün 157 milyon yılda ne kadar az değişim göstermiş olduğu bilseniz, neden ikna olmadıklarını da kolayca anlarsınız…” (t-157.000.000)

“Hâli hazırda yalnız yaşamaktan başkasını bilmeyen, tekilli ile ünlenen, üstüne de yüzü gülmeyen kaplumbağa ile yaşamaya çalışan ördekimsimiz, birbirinin benzeri ayları kovaladıktan ve yıprandıktan sonra haklı olarak şu iki yanılsamaya kapılmış: İlki kendinin mutlu olmadığı, ikincisi ise diğerinin mutlu oluşlarının daha değerli olduğu…” (t+4)

“Hadi dostlar eğri oturup doğru konuşalım: Herhangi bir kaplumbağa kabuksuz yaşayamaz, ördekler ise, civcivden bile bozma olsalar, uçmadan yaşayarak mutlu olamazlar…” (t+5)

Masalın sonunda kaplumbağa pek tabii evini de yanına alıp gitti. Ördek hiçbir zaman gerçek bir karakter değildi. Civciv ise en hızlı öldürülen heyecan ya da umutlara eşit olmalıydı ki etrafta pek çok hayal kırklığı kol gezmeye başladı. Her birini sopayla kovalayan yazarımıza gelecek olursak:

Dünyanın merkezindeyim.

Beklerim. (Eylül, 2017)

“Kes” (Sayıklamalar, Oruç Aruoba)

Ne düşünüyorsun, paylaş..

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s