Oyun İstasyonu

2018 yılını başından sonuna seyahat ederek geçirdim. Gittiğim yerlerin beraberinde getirdiği hadiselerin peşindeydim… Skellige’nin sisli adalarından, Ka-Khem Nome’un kızgın güneş altındaki bereketli topraklarına ya da Winterhold’un soğuk ve karanlık zindanlarına yaptığım uzun yolculuğumda bir sürü kişi ile tanıştım. İnanır mısınız başımdan binlerce tuhaf olay geçti… Beni en endişelendiren beldeler, Quincy harabeleri ve Parıltılı Deniz civarlarıydı…

Okumaya devam et

İstenmeyen Misafir

En dramatik an, sabah saat iki sularıydı. Odada üç kişiydik. Birbirimizin suratına karışık sırada bakıyorduk ve şunu düşünüyordum: Bulunduğum ortamdaki en bilinçli varlık olsam da gündüz canlısı sınıfına dahil olduğumdan üstünlüğü en az olandım. Çok uykum vardı ve dev bedenim hareketlerimi geciktiriyordu. Tecrübesizliğim ise tahammül edilemez boyuttaydı. Gececilerin teki av, diğeri ise avcıydı. Onların dinamiği benden bağımsız hayli karşıtlıktı. Nasıl olduysa o geceyi sabaha bağlayan zaman aralığında 3 kişi ev arkadaşıydık. Hiçbirimizin adı evin tapusunda yazmıyordu. Siniri bozuk olanlar iki kişiydi. Mutlu olanlar ise yine iki kişiydi. Ben her zamanki garipliğimle: Tek başıma, kümelerin ikisine de dahildim.

Okumaya devam et

Auger Street

En sevdiğim içkinin, kıymetli memleketinin bir sokağındayım. Yol kenarındaki lamba direklerinden tekine bağlı olan bisiklet iki bağımsız şahıs tarafından rastgele devriltilip, sere serpe düşüveriyor yere… Tam bir turist gibi (gerçek bir turist olarak) bakıyorum düştüğü yöne. Düşmesi ardı sıra olan olaylara…
Okumaya devam et

Kuyruk

“Bir gün bir civciv, bir kaplumbağa ile tanışmış. Tanışmalarından çok kısa bir süre sonra birbirlerinden çok hoşlanmaya başlamışlar. Kaplumbağa, civciv’i evinde yaşamaya davet etmiş. Civciv de büyük bir heyecanla, kabul etmiş. Beraberce kaplumbağa’nın kabuğunun içinde yaşamaya başlamışlar. Yuvarlak tavanlı kabuğun içine civciv sürekli cikcik dolanmaya başlamış. Bazen kaplumbağa dışarı çıkarmış, gittiği her yere kalbinde civcivi götürürmüş… Bazen de civciv dışarı çıkarmış, çıktığında da kaplumbağa’nın sırtında seyahat etmeyi severmiş, sevdiğinden de öyle yaparmış…” (t)
Okumaya devam et

Tecrid i Tercih

Yer Kayışdağı, İstanbul; yıl 2017. Mahallenin yokuş tepesinde bir apartman, apartmanın altı dükkan, adı: Özdemirler Gıda… Sınırlı sayıda ürünü az seçenekte bulabileceğiniz herhangi bir bakkal. Dükkanın makyajı yaz başında büyük bir ölçüde değişmiş olduğundan bakkalın amcalarının zamanen para kazanabiliyor olduklarını düşünüyorum. Önce ön cepheyi dev camlarla donattılar üstüne de ay sonrasında girişi doğal taşlar ile kaplattılar. Giriş taşlarının renkleri kahverengili beyazlı, her biri birbirinden farklı… Büyük olasılıkla malzeme çeşitliliği taş ustasının elinde kalan parçalara; terazisi bozukluğu ise döşeyen ustanın boş vaktine tekabül etmekte.
Okumaya devam et

Park ve Bahçeler müdürlüğü federasyonu?

Üç adet taze, biri kız ikisi erkek, parktaki çay bahçesinden bisikletlerine ilerliyorlar. Sadece kısa oğlanın dudağında yeni içmiş olduğu sütlü kakao’nun bıyığı durmakta. Bizzat dakikalar evvel nefes almadan lüplettiği ketçaplı patateslerin iki tanesinin T üstüne fırlamasını izledim. Üstünden yemesini izlerken ise kendi kendime gülümsedim…

Okumaya devam et

Kırık Kanat Örücü

Mevsim bir ileri iki geri değişiyor, kış ile yaz aralığındaki herhangi bir baharda, ruhumu içinde sıkıştığım şehrime teslim ediyorum: Yağmur yağdığında gülümsüyorum, güneş açınca ağlıyorum. Hava durumu ile köşe kapmaca oynar gibi dursam da mekana, en çok da zamana seneler önce yenilmişim ve de aslında o vakitten beridir kendimi yiyorum…
Okumaya devam et

Aslı “gibi”dir

“Koş Asil koş…”

Asil, ünlü bir müzisyen olmak isteyen ve bir sürü seçkin grupla çalışan bir “roadie” idi. Roadie kelimesinin türkçesi yok ama karşılığı set/sahne görevlisi, enstrüman kurucu/depolayıcı gibi tamımların tümü olduğundan mesela, setsahçi idi diyebiliriz. Ya da Türk müzik camiasının kullanmayı pek sevdiği ama kökeninin yol olduğunu bilip bilmediği meçhul şekli ile ağızlarından çıkanı tekrarlayarak “Rodi” diyerek de devam edebiliriz.

Asil tüm gecelerini gündüzlerine karıştırarak az uyku ile yaşamaktaydı. Tüm zamanını, uykuları dahil müzik enstrümanları, sahne ve de sanatkarları ile geçirmekteydi. Kısaca hayali yaşamının tam ortasında, gencimiz ise uzanamadığı rüyasının etrafındaydı. İş gücüne ve de emeğine denk bir ücret almadığından annesi ile birlikte yaşamaya mecburdu. Ama zaten içine zar zor girdiği bir odaya da gocunmaya vakti yoktu.

Okumaya devam et

Görkemin Dibi

Barcelona açıklarında, beş artı beş yıldız muhteşem bir otelin lobisindeyim. Orada bulunabilmemin benimle hiçbir ilgisi yok. O zamanlar sevdiğim ama beni üç ay sonra terkedecek bir adam sayesinde ve de yüzünden oraya kadar gitmişim. Yürü yürü bir türlü geçemediğin ve çok yüksek tavan altında parlayan bembeyaz mermerler üstünde spor ayakkabılarımla cık cuk sesler çıkararak ilerliyorum. Jilet gibi giyinmiş personel, sezon dışı olmasına rağmen dev alanda kalabalık ve fevkalade bir nezaketle her geçene kendini Kraliçe ya da Kral gibi hissettirerek, ipe dizilmiş inciler gibi beklemede…
Okumaya devam et

Kav Ga

“Açlık tokluk duygusu getirince, şizofrenik bir yapıya büründüm. Sürekli kendi kendime konuşuyorum. O esnada çamur suyumdan bir balık soruyor bana: “Karıştı mı için?” diye.

Sevgili altın saçlı balık, o kadar karıştım ki homojen oldum.”

Korkunç bir baş ağrısı ile uyandım. İçimden dün geceki dalgalarım çekilmiş olsa da bulamaç bir su ve çer çöp doluydum. Yataktan doğrulur ve kolumu yorganın altından çıkarırken adeta yosun ve plastik öbeklerine takıldı bedenim. Duraksayıp hayalime baktım. Bu sefer şu şekilli bir soru yankılandı buz odamda: “Ben nerede…yanlış yaptım?”. Suratımı karıştırıp oturdum biraz. İbrahim Tatlıses’in konu ile alâkası olmamalı dedim. Dikkat, aklımdaki düşünce bana komik değildi. Gülümsemedim de.
Okumaya devam et