“Buffseeds – Sparkle Me”

(En sevdiğim şarkılardan biridir, sözleri ise her daim bakidir: “Pass me the phone, I need a conversation… Rip out the stupid phone, we need a conversation” )

Kuyruk

“Bir gün bir civciv, bir kaplumbağa ile tanışmış. Tanışmalarından çok kısa bir süre sonra birbirlerinden çok hoşlanmaya başlamışlar. Kaplumbağa, civciv’i evinde yaşamaya davet etmiş. Civciv de büyük bir heyecanla, kabul etmiş. Beraberce kaplumbağa’nın kabuğunun içinde yaşamaya başlamışlar. Yuvarlak tavanlı kabuğun içine civciv sürekli cikcik dolanmaya başlamış. Bazen kaplumbağa dışarı çıkarmış, gittiği her yere kalbinde civcivi götürürmüş… Bazen de civciv dışarı çıkarmış, çıktığında da kaplumbağa’nın sırtında seyahat etmeyi severmiş, sevdiğinden de öyle yaparmış…” (t)
Okumaya devam et

Kırık Kanat Örücü

Mevsim bir ileri iki geri değişiyor, kış ile yaz aralığındaki herhangi bir baharda, ruhumu içinde sıkıştığım şehrime teslim ediyorum: Yağmur yağdığında gülümsüyorum, güneş açınca ağlıyorum. Hava durumu ile köşe kapmaca oynar gibi dursam da mekana, en çok da zamana seneler önce yenilmişim ve de aslında o vakitten beridir kendimi yiyorum…
Okumaya devam et

Kav Ga

“Açlık tokluk duygusu getirince, şizofrenik bir yapıya büründüm. Sürekli kendi kendime konuşuyorum. O esnada çamur suyumdan bir balık soruyor bana: “Karıştı mı için?” diye.

Sevgili altın saçlı balık, o kadar karıştım ki homojen oldum.”

Korkunç bir baş ağrısı ile uyandım. İçimden dün geceki dalgalarım çekilmiş olsa da bulamaç bir su ve çer çöp doluydum. Yataktan doğrulur ve kolumu yorganın altından çıkarırken adeta yosun ve plastik öbeklerine takıldı bedenim. Duraksayıp hayalime baktım. Bu sefer şu şekilli bir soru yankılandı buz odamda: “Ben nerede…yanlış yaptım?”. Suratımı karıştırıp oturdum biraz. İbrahim Tatlıses’in konu ile alâkası olmamalı dedim. Dikkat, aklımdaki düşünce bana komik değildi. Gülümsemedim de.
Okumaya devam et

Yıldız Çocuk

Sadece parlamadığından, geceleri görünmeyen bir yıldız çocuk tanıdım. Ateş rengi saçları ve de garip bir şekilde şeffaf teni vardı. Yıldızların zaman ya da aydınlık demeden varolduklarını bildiğim yaşlarda olduğumdan, parlamıyor olmasına pek aldırış etmedim ama ateşten saçlara neden yanık bir tene sahip olmadığına bir türlü akıl erdiremedim.

Karşılaşmalarımız hep gecelere denk geldiğinden “Acaba ne kadar görünüyor ya da ben onu ne kadar görebiliyorum?” soruları aklımı en çok karıştıranlar oldu. Bütününü tanıdığıma inanmak istesem de insanların içlerinde özlerini sakladıklarına daha fazla inanıyor olduğumdan, benim bilmediğim bir Gizem’i olduğunu hayal ederek heyecanlandım.
Okumaya devam et

Özdeğer’in Son Sözü

Şans ya, çevremdeki kadınların çoğu eş zamanlı ilişki sorunları yaşamaya ve benle paylaşmaya başladı. Hikâyelerindeki erkeklerin taraflarını dinlemediğimden, durumun onlara has kısmını bilmiyorum. Nitekim kadın kısmından duyduklarımın tümü, bu sefer de garip ya, tek bir ana başlıkta toplandı… Durumu dikkat çekici bulduğumdan bileğimi zorlamaya karar verdim ve palas pandıras döküyorum.
Okumaya devam et

Ta-Bulut

“Sandalyede oturarak camdan dışarı bakıyorum. Kabarık saten gömlekler giymiş bulutlar, başımın üstünden ufka doğru ilerliyor. Kaç tane göz taşıdıklarını, kimlerin ne umutlar kancaladığını ya da kaç ton olduklarını kestiremiyorum. Kafamı çıkarıp evimi terk ettiğim tatilimden yeni dönmüş olduğum ve kendimi daha hafif sandığım için ağırlıklarını hesap edesim tutuyor. Çift katlı integralin belini kırmaya çalışırken, istemsizce nefes tutup bir müddet havasız kalıyorum. Uydurma yaşam mücadelemde bir başka matematik hesabı daha düşlerimin tuzağına düşüyor. İsmini bilmediğim bir bulut, hayallerim sırtında, görüş alanımdan çıkıyor…”

Okumaya devam et

“Noiserv – Don’t Say Hi If You Don’t Have Time For A Nice Goodbye”

Görünmez Kadın

Müzik çalıyor. Midemden ağzıma güveler yükseliyor. Pelerinsiz görünmez kaldığımda, güveleşmiş kelebekler bitiyor ve…”

Daha doğa üstü güçlerimden haberdar olmadığımdan,
Aramak, dokunmak, içe işler bir “Özledim” deme arzusundayım…
Aynı zamanda adam, Özer Bal’ın Seviyorsam şiirindeki Bahane ve
Tek başıma iki hoş duygunun kanadından tutacağım diye olmuşum bir süpürge…

Büzüşüyorum ama henüz hâlâ ingilizcedeki “yararına şüphelerdeyim”,
“İçim çırpıldı be” demeyi unuttuğum nadir bir anda, şans ya…
Karşıma çıkmayan / çıkamayan herife yolda rastlıyorum.
Okumaya devam et

VE ve DA bazen ayrı yazılır

“Beni dönüştürdükleri hâlimi beğenmiyorum ama mütemadiyen öğrendiklerimi tekrarlıyorum. ‘Nasıl olacağını boşver, ne kadar olacağı da önemli değil, yanında olmak istiyorum’ demek istediğim hâlde susmaya devam ediyorum çünkü aslan parçası olmayı bilmeyen birine, samimiyet vermek istemiyorum. Özeniyorum… Sahip olamadığım, bana kendinde yer ayıran ikincimi, daha tanımadan özlüyorum.”

Okumaya devam et