Mandalina

Gece saat 22:22, çok iyi tanıdığım bir mandalina ağacının yetiştirmiş olduğu mandalinaları, don evveli zapt ediyorum. Ay ve uzaktaki uyduruk bir bahçe lambasının zayıf aydınlığında ilk arzum elimdeki bahçe makası ile parmaklarımı kesmemek. Bir yılda yetiştirmiş olduğu meyvelerin tümünü ceplerime ve bayağı ağırlaşmış bir kumaş torbaya doldururken hava buz, heryer sessiz… Döngülerin dengeleri bozmayı sevmediğimden, konuşmak istediğim ağaca aklımdakileri telepatik anlatmaktayım. Bahis konumuz “Neden meyvelerini geç topladığım?” olsa durum kendime bir nebze anlamlı görünecek. Nitekim meyveleri için müteşekkir olduğum sevgili ağaca, içimdeki sonu gelmez boşluğu tarif etmekteyim.
Okumaya devam et

“Melanie De Biasio – I’m Gonna Leave You (The Cinematic Orchestra Remix)”

Karşı-T-lık

Kapısı eksik, dev bir demir kapı eşiği altından içeri giriyorum. Aklıma eskilerden bir fısıltı ilişiyor: ”Seni rahatsız eden yerlere geri dönmekten çekinme. Geri dönüşler konu hakkındaki fikirlerini bütünüyle değiştirebilir.” Bu fikir aklımda oluştuğu anda konuyu, yaratma gücümle alâkalı sandığımdan olumsuzluğuna kızıyorum (Oysa daha geleceği görme özelliğimi tanımıyorum). Fısıltı kulaklarımda çınlayarak şekil değiştiriyor: “Daha önce hiç gelmemiş olduğum bu yerde, eskilerden ne ile karşılaşabilirim ki beni rahatsız eden bir yerlere döneceğim?” sorgusuna çekiliyorum.
Okumaya devam et

Berduş II

// Bu yazı Berduş adlı yazının devamıdır.

Berduş Bey? Aa.. siz misiniz?

Kimim, biz kim?

Nasılsınız?

Asılsız. Ah! Çıkardım sizi..Bıraktığınızdan daha az. Nasıl olduğunuzu sormayacağım, hâli hazırda herşeyi kulağımın yarısı ile dinliyorum: Sandıklarıma söyledikleriniz harmanlanıyor, gerçek dışı anlıyorum.

Hiç tekilliğinizden ödün vermemişsiniz! Ne güzel oldu denk gelmemiz?

Siz eşit olduğumuzu mu düşünüyorsunuz?
Okumaya devam et

Yıldız Çocuk

Sadece parlamadığından, geceleri görünmeyen bir yıldız çocuk tanıdım. Ateş rengi saçları ve de garip bir şekilde şeffaf teni vardı. Yıldızların zaman ya da aydınlık demeden varolduklarını bildiğim yaşlarda olduğumdan, parlamıyor olmasına pek aldırış etmedim ama ateşten saçlara neden yanık bir tene sahip olmadığına bir türlü akıl erdiremedim.

Karşılaşmalarımız hep gecelere denk geldiğinden “Acaba ne kadar görünüyor ya da ben onu ne kadar görebiliyorum?” soruları aklımı en çok karıştıranlar oldu. Bütününü tanıdığıma inanmak istesem de insanların içlerinde özlerini sakladıklarına daha fazla inanıyor olduğumdan, benim bilmediğim bir Gizem’i olduğunu hayal ederek heyecanlandım.
Okumaya devam et

“Nu – Man o To”

Doğama Aykırı

Her şeyin tek olduğu bir ev hayal ediyorum:
tek bir koltuk, tek bir masanın yek sandalyesi,
belki masa üzerinde de sırıtsın diye bir adet vazo…
Herşey tamam da, bir süs eksikmiş gibi!

Tek bir kupa, tabak ve de sadece çatal…
Kaşık eksik olsun,
tezgah bıçağı da gerektiğinde masaya otursun.
Okumaya devam et

Max Planck

“Science progresses one funeral at a time.”

(Akademik hayattaki dostlarıma saygılarımla: “Bilim her cenazede bir ilerler…” ya da “Bilim cenazeden cenazeye ilerler” arası…)

Özdeğer’in Son Sözü

Şans ya, çevremdeki kadınların çoğu eş zamanlı ilişki sorunları yaşamaya ve benle paylaşmaya başladı. Hikâyelerindeki erkeklerin taraflarını dinlemediğimden, durumun onlara has kısmını bilmiyorum. Nitekim kadın kısmından duyduklarımın tümü, bu sefer de garip ya, tek bir ana başlıkta toplandı… Durumu dikkat çekici bulduğumdan bileğimi zorlamaya karar verdim ve palas pandıras döküyorum.
Okumaya devam et

Ta-Bulut

“Sandalyede oturarak camdan dışarı bakıyorum. Kabarık saten gömlekler giymiş bulutlar, başımın üstünden ufka doğru ilerliyor. Kaç tane göz taşıdıklarını, kimlerin ne umutlar kancaladığını ya da kaç ton olduklarını kestiremiyorum. Kafamı çıkarıp evimi terk ettiğim tatilimden yeni dönmüş olduğum ve kendimi daha hafif sandığım için ağırlıklarını hesap edesim tutuyor. Çift katlı integralin belini kırmaya çalışırken, istemsizce nefes tutup bir müddet havasız kalıyorum. Uydurma yaşam mücadelemde bir başka matematik hesabı daha düşlerimin tuzağına düşüyor. İsmini bilmediğim bir bulut, hayallerim sırtında, görüş alanımdan çıkıyor…”

Okumaya devam et