Aslı “gibi”dir

“Koş Asil koş…”

Asil, ünlü bir müzisyen olmak isteyen ve bir sürü seçkin grupla çalışan bir “roadie” idi. Roadie kelimesinin türkçesi yok ama karşılığı set/sahne görevlisi, enstrüman kurucu/depolayıcı gibi tamımların tümü olduğundan mesela, setsahçi idi diyebiliriz. Ya da Türk müzik camiasının kullanmayı pek sevdiği ama kökeninin yol olduğunu bilip bilmediği meçhul şekli ile ağızlarından çıkanı tekrarlayarak “Rodi” diyerek de devam edebiliriz.

Asil tüm gecelerini gündüzlerine karıştırarak az uyku ile yaşamaktaydı. Tüm zamanını, uykuları dahil müzik enstrümanları, sahne ve de sanatkarları ile geçirmekteydi. Kısaca hayali yaşamının tam ortasında, gencimiz ise uzanamadığı rüyasının etrafındaydı. İş gücüne ve de emeğine denk bir ücret almadığından annesi ile birlikte yaşamaya mecburdu. Ama zaten içine zar zor girdiği bir odaya da gocunmaya vakti yoktu.

Okumaya devam et

“Anna Calvi, David Byrne – Strange Weather”

 

“Asla sevilmeyeceğim çünkü kendimi sevmiyorum.”

Çürük yeşile çalan dişleri ve kokan ağzı ile sırıtarak kulağıma fısıldadı: “Eksiksin, ondan gidecek…”. Tiksinme hissi ile tüylerimin diken diken olması aynı ana denk geldi. Varlığını unuttuğum anlarda, kalp ritmimdeki hafif artışla, saçma sapan garip cümleler fısıldayarak içimde belirirdi, lanet olasıca… Nereden çıkmıştı ki bu fikir şimdi? Her zamanki gibi, bunu duymak için ne yaptığımı bilemedim. Bahsi geçtiğine göre, bir hata vardı, muhakkak olmalıydı ki bana beni hatırlatmıştı. Olayın ne olduğunu henüz göremiyordum ama artık her baktığımı eksikliğim sanacaktım… Şarlatanın, içimi karıştırmaları hayatımda bakiydi: Her yolunda gittiğini düşündüğüm olay, en beklemediğim anlarda boka sarardı ve her öncede, it, bana bir pislik zırvalardı.

Okumaya devam et