Mandalina

Gece saat 22:22, çok iyi tanıdığım bir mandalina ağacının yetiştirmiş olduğu mandalinaları, don evveli zapt ediyorum. Ay ve uzaktaki uyduruk bir bahçe lambasının zayıf aydınlığında ilk arzum elimdeki bahçe makası ile parmaklarımı kesmemek. Bir yılda yetiştirmiş olduğu meyvelerin tümünü ceplerime ve bayağı ağırlaşmış bir kumaş torbaya doldururken hava buz, heryer sessiz… Döngülerin dengeleri bozmayı sevmediğimden, konuşmak istediğim ağaca aklımdakileri telepatik anlatmaktayım. Bahis konumuz “Neden meyvelerini geç topladığım?” olsa durum kendime bir nebze anlamlı görünecek. Nitekim meyveleri için müteşekkir olduğum sevgili ağaca, içimdeki sonu gelmez boşluğu tarif etmekteyim.
Okumaya devam et

‘Huy’zur

Ne zaman kendimizle vakit geçiremez ve yalnızlıkta koşturur olduk?

Acelesi var. Bir an evvel bulaşık makinasını boşaltıp, tezgahı silmek istiyor. Ustaca her şeyi en kısa yoldan hallediyor, yapılması gerekenlerin bitmesi için haldır haldır koşturuyor. Oysa işini bitirdikten sonra salona çeki düzen verip, edeplice ama dağıtmadan koltuğuna oturacak. Ama aklı bedenine sığamayacak. Daha oturduğu anda sıkılmaya başlayıp, telefonundaki her sosyal medya uygulamasını yeniden kontrol edecek. Zaten çoktan bakmış olduğu ve yenilerinin eklenmediği bildirimlerden içi sıkılıp, ortalığa kendisi birşey yazıp atacak. Olmadı bir arkadaşına garip saçma mesajlar atarak, iletişim için tırtıklayacak. Dilediği sürede gelmeyen cevaplar yüzünden daralıp, sahip olduğu en akıllı cihazına da darılıp kendisine yapması gerekmeyen ev işleri uyduracak… Bu ise evde geçireceği tatil günlerinden sadece ikincisinin başlangıcı olarak, onu bayağı yıpratacak…
Okumaya devam et

“Stereophonics – Indian Summer”

 

Hayatın sürprizlerinden keyif aldığıma karar verdim. Iyisi, kötüsü diye ayırmayacağım. Hangisi olursa olsun, çıkmazında kaldığımda, “tesadüfler” geliyor başıma. Dolayısıyla geniş bir sistemin parçası olduğumu anımsıyorum.

Okumaya devam et