Ah Francesca!

“Kim olduğum, benim bile hatırlamadığım satır aralarında saklı” 3.4.99

Gözünün içine bakıyorum, birşey söyleyeceğim sanıyor. Söylemek mi? Kaplumbağadan tek farkım kabuğumun olmaması! Söylenecekleri zincirli kutular içinde, kilitli odalara; kilitli odaları ise üstü örtülü masaların altına saklıyorum. Söylenebilecekler o kadar gözden ıraklar ki, kalbimden ırak sanmışım… Konuşulmayanlar, şükürler olsun ki, saliselerde kutuların kenarlarında ortalığa kaçışıp, yükseliyor havaya; zaten ufak azalmalar olmasa büyük depremlerden kurtulamazdım diyerek kendimi avutuyorum. Bütünüyle sanrılardayım!

Okumaya devam et

“Anna Calvi, David Byrne – Strange Weather”

 

“Asla sevilmeyeceğim çünkü kendimi sevmiyorum.”

Çürük yeşile çalan dişleri ve kokan ağzı ile sırıtarak kulağıma fısıldadı: “Eksiksin, ondan gidecek…”. Tiksinme hissi ile tüylerimin diken diken olması aynı ana denk geldi. Varlığını unuttuğum anlarda, kalp ritmimdeki hafif artışla, saçma sapan garip cümleler fısıldayarak içimde belirirdi, lanet olasıca… Nereden çıkmıştı ki bu fikir şimdi? Her zamanki gibi, bunu duymak için ne yaptığımı bilemedim. Bahsi geçtiğine göre, bir hata vardı, muhakkak olmalıydı ki bana beni hatırlatmıştı. Olayın ne olduğunu henüz göremiyordum ama artık her baktığımı eksikliğim sanacaktım… Şarlatanın, içimi karıştırmaları hayatımda bakiydi: Her yolunda gittiğini düşündüğüm olay, en beklemediğim anlarda boka sarardı ve her öncede, it, bana bir pislik zırvalardı.

Okumaya devam et