Kav Ga

“Açlık tokluk duygusu getirince, şizofrenik bir yapıya büründüm. Sürekli kendi kendime konuşuyorum. O esnada çamur suyumdan bir balık soruyor bana: “Karıştı mı için?” diye.

Sevgili altın saçlı balık, o kadar karıştım ki homojen oldum.”

Korkunç bir baş ağrısı ile uyandım. İçimden dün geceki dalgalarım çekilmiş olsa da bulamaç bir su ve çer çöp doluydum. Yataktan doğrulur ve kolumu yorganın altından çıkarırken adeta yosun ve plastik öbeklerine takıldı bedenim. Duraksayıp hayalime baktım. Bu sefer şu şekilli bir soru yankılandı buz odamda: “Ben nerede…yanlış yaptım?”. Suratımı karıştırıp oturdum biraz. İbrahim Tatlıses’in konu ile alâkası olmamalı dedim. Dikkat, aklımdaki düşünce bana komik değildi. Gülümsemedim de.
Okumaya devam et

Berduş II

// Bu yazı Berduş adlı yazının devamıdır.

Berduş Bey? Aa.. siz misiniz?

Kimim, biz kim?

Nasılsınız?

Asılsız. Ah! Çıkardım sizi..Bıraktığınızdan daha az. Nasıl olduğunuzu sormayacağım, hâli hazırda herşeyi kulağımın yarısı ile dinliyorum: Sandıklarıma söyledikleriniz harmanlanıyor, gerçek dışı anlıyorum.

Hiç tekilliğinizden ödün vermemişsiniz! Ne güzel oldu denk gelmemiz?

Siz eşit olduğumuzu mu düşünüyorsunuz?
Okumaya devam et

Berduş

Ne kadar zamandır sokaklarda yaşıyorsunuz?

Otuz yaşımda kaçtım evden. 3 yıldır sokaklardayım..

Anlayamadım?

Anlaması güç gerçekten de ama doğru olan cevap bu.

Yetişkinken nasıl evden kaçılır?

Tanıdığım insanlardan ve onların yanındaki benden uzaklaşmam gerekiyordu. Beklentileri karşılayamadığımdan gitmeye karar verdim.
Okumaya devam et

VE ve DA bazen ayrı yazılır

“Beni dönüştürdükleri hâlimi beğenmiyorum ama mütemadiyen öğrendiklerimi tekrarlıyorum. ‘Nasıl olacağını boşver, ne kadar olacağı da önemli değil, yanında olmak istiyorum’ demek istediğim hâlde susmaya devam ediyorum çünkü aslan parçası olmayı bilmeyen birine, samimiyet vermek istemiyorum. Özeniyorum… Sahip olamadığım, bana kendinde yer ayıran ikincimi, daha tanımadan özlüyorum.”

Okumaya devam et

İlk Erk Ark

Onlu yaşların sonları ama en sonları da değil. Kendi gözümde acayip büyümüşüm. Herhalde hayatımda kendimi hissettiğim en büyük yaştayım: Sağdan soldan toplama kendi fikirlerim var ve artık devlet de beni birey olarak tanımış çünkü oy kullanmışım. Oysa oyumun ne temsil ettiğinden, bin haberdarım. Daha beynimin oluşumunu tamamlamasına yedi yıl var nitekim kendimi o kadar önemli zannediyorum ki, tarifi yok. Yepyeni bedenim istediğim her yere hâlâ koşabiliyor. Çok havalıyım.
Okumaya devam et

Kamu

Dertli bir insandı.
Sahip olduğu en büyük dert ise:
Kendi olmaktı.
Ona nazaran çok arkadaşı olmuştu da…
Tesadüfen, O gün tümü,
Bizimkinden uzaktı.

Okumaya devam et

İsimsiz

“Söyleyin zehriniz nedir?”

Ay çok kibarsınız, ben mümkünse bana değer vermeyen biri ile, uğruna kendimi paçavra edeceğim bir ilişki rica ederim. Aman buz koymayın! Sakın, sek olsun: Ben kendi sanrılarımla yeterince olayı sulandıracağım. Teşekkürler.
Okumaya devam et

Elma Ağacı…

Elma ağacı ile sahip olduğum son anımın üzerinde uzun zaman geçti. Daha doğrusu, elma ağacıyla sahip olduğumu sandığım, son anıdan bu yana çok oldu. Gariptir ki sonuncu anımız olmadığını bilirmiş gibi, olanı burada paylaşmamışım.

Okumaya devam et

Zaman

Hileli bir yokluktur zaman. Neresinde durup ne yöne baktığınıza göre algısını değiştirir. Her yeni gelen dakika sonrasında, siz sabit kalsanız da bütün bildikleriniz yeniden şekillenir. Birim insanın uydurması olsa da, görüp görebileceklerimizin, yaşamın tümünün bir numaralı etkeni ve de nedeni.

Okumaya devam et