Kopbi

Bayan odaya girince, adam içten pazarlıklı bir gülümseme ile sandalyesini geri teperek ayağa kalktı. Daha kalkarken aşağıda kalan pantolonunu, ceplerindeki bozuk paralar ve anahtarlarla yukarı çekerek zıplattı. Ten rengine hiç uymayan, yakalı, bordo üst günlük tüketilen aşırı simit sayısından nedenli bel bölgesinden gerilmişti. Kalkarken, koltuğun üstünde asılı kalmamış olması, sadece bir tesadüftü. Kendi göbek deliği ifşasından bir haberdar, odaya giren bayanın vücut hatlarını baştan sona, kadın teşhir etmişcesine, noktaları birleştirerek resim çizen çocuk gibi, başından sonuna inceledi. Adam ayılığını kadının gözüne bastıra bastıra sokarken, genç bir delikanlı odaya kısa zaman farkıyla daldı. Adam ne zaman ki, genci gördü, manasız sırıtmasını bırakıp masa arkasından, masa yanına çıktı. Kadın odanın ortasında durdu, genç masaya yaklaştı. Adam gencin elini sıktı, sonra da masadan eğilerek, avucunu kadına uzattı. Bayan üstünden yeni geçmiş adamdan tiksinmiş olsa da gülümseyerek, araya masayı tampon sokarak adama elini uzattı. Herif el sıkmak yerine kadının elinin üstünü okşadı.
Okumaya devam et

Serap

“Hayatta seni en çok korkutan şey başına geldikten sonra neden korkarsın? Ya da hayatta sahip olduğun tek değer, varlığından vazgeçersen, neyin değeri kalır?”

Nihayet, son iki senemi kaplayan, sorgular ve de yargılar ile içimde yankılanan, bir makale vakasını burada paylaşacağım. Diğer karakterleri umursamadan anlatabilecek konum ve de uzaklığa vardım ve belirtmek istiyorum: Benim başıma gelen şekli, aşağıdaki anlatılan kısmın çoklu katıdır…

Okumaya devam et

Persona non grata

Benim yaşamayı öğrendiğim ev sistemi, saklamak üzerine kuruludur. Zamanın içinden geçen, geçerken belgelenen ya da cisimlenen şeyler mumyalanır. Bugün bir müsvedde kağıda ihtiyacım olduğunda, evin müsvedde kağıtlar yığınından seçeceğim 3 cm kalınlıklı birimi alıp incelediğimde karşıma, beni düşündüren ve de şaşırtan iki öğe çıktı.

Okumaya devam et