Ta-Bulut

“Sandalyede oturarak camdan dışarı bakıyorum. Kabarık saten gömlekler giymiş bulutlar, başımın üstünden ufka doğru ilerliyor. Kaç tane göz taşıdıklarını, kimlerin ne umutlar kancaladığını ya da kaç ton olduklarını kestiremiyorum. Kafamı çıkarıp evimi terk ettiğim tatilimden yeni dönmüş olduğum ve kendimi daha hafif sandığım için ağırlıklarını hesap edesim tutuyor. Çift katlı integralin belini kırmaya çalışırken, istemsizce nefes tutup bir müddet havasız kalıyorum. Uydurma yaşam mücadelemde bir başka matematik hesabı daha düşlerimin tuzağına düşüyor. İsmini bilmediğim bir bulut, hayallerim sırtında, görüş alanımdan çıkıyor…”

Okumaya devam et

Persona non grata

Benim yaşamayı öğrendiğim ev sistemi, saklamak üzerine kuruludur. Zamanın içinden geçen, geçerken belgelenen ya da cisimlenen şeyler mumyalanır. Bugün bir müsvedde kağıda ihtiyacım olduğunda, evin müsvedde kağıtlar yığınından seçeceğim 3 cm kalınlıklı birimi alıp incelediğimde karşıma, beni düşündüren ve de şaşırtan iki öğe çıktı.

Okumaya devam et

Vesaire ve benzeri

Benden ayrı ama çevreye bütün, biyolojik bir takvimim olduğuna karar verdim. Nasıl kolunu kaldırma komutunda önce beyin emri, sonra kaldırma fikri oluşuyorsa, aynen sanılanın tersine işleyen uyanma saatlerim var.

Birkaç gündür bayağı yorgunum. Günün yarısını ayakta durarak geçiriyorum. Fiziksel olarak alışkın olmadığım bir aktivite olduğundan garip kas ağrıları ve de eklem sızlamaları çekiyorum. Cevabını bilmediğim soruları çözmeye çalışırken yanmak üzereyim, üstelik bu daha başlangıç…

Başta, hergün baş ağrısı çekeceğimi bilseydim, “evet” demezdim.

Bugün sabahın 07:50’sinde zınk diye uyandım. Esnek uyku sistemimin haftalık uyanma ortalaması 10:00. Yani benim için erken ve beklenmedik bir ayılma oldu. Zınk diye uyanıp, zort diye yataktan atlarken telefonuma bir mesaj geldi: “Hazırsan çıkalım.”

Bir yere gideceğimi bilmiyordum. Kendime yakışır şekilde, 6 dakikada hazırlanıp (rekor sürem 3 dakika), zaten hazırmış ayağı ile evden koşarak çıktım. Hakikaten de koşarak gittim. Her nasılsa 2 dakika erken bile vardım. O andan, bu yazıyı yazdığım ana kadar aralıksız koşturdum. Kurum, servis, karar defteri, kimyasallar, kurum, makinalar, küfür, aylık gider tablosu, vay anasını, küfür, küfür…

“Ben bugün ne yaptım?” sorusunun cevabı karnımı doyursa da ruhumu doyurmuyor.

Günlük geri kalan süreme geçişi becerebilirsem, belki bugünü kurtarabilirim. İki sıra yazı sonrası rahatlayacağımı umuyorum.

Şimdilik elde olan: Baş ağrısı ve kontrolsüzce işlem yapan şaşkın bir beyin. Nasılsa, bir önceki cümle ile bu cümle arasında da hayatımın ilk “bahşişini?!” verdim. Keilimeler arası zamanların göz ardı kalmaları…

Küfür.

 

Zaman

Hileli bir yokluktur zaman. Neresinde durup ne yöne baktığınıza göre algısını değiştirir. Her yeni gelen dakika sonrasında, siz sabit kalsanız da bütün bildikleriniz yeniden şekillenir. Birim insanın uydurması olsa da, görüp görebileceklerimizin, yaşamın tümünün bir numaralı etkeni ve de nedeni.

Okumaya devam et